Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9733 E. 2013/11700 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9733
KARAR NO : 2013/11700
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.02.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, dava konusu … Köyü 151 ada 8 parsel ile 154 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuş, bir kısım davalılar taşınmazın aynen taksimi olmazsa satış suretiyle paydaşlığın giderilmesini istemiş, diğer bir kısım davalılar ise yargılamaya katılmamış, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların ivaz ilavesi ile dahi aynen taksimi mümkün olmadığından taşınmazlar üzerindeki muhdesatlarla birlikte açık artırma yolu ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından muhdesat bedellerinin yapı sahiplerine ödenmesine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parçanın (muhtesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde HMK’nın yürürlüğe girilmesinden önce açılan davalarda muhtesatın değeri sulh mahkemesinin görevine giriyorsa olay bir hadise olarak, sulh mahkemesinde çözümlenir. Aksi halde muhtesata ilişkin uyuşmazlığı çözme işi asliye hukuk mahkemesinin görevine girer. HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra ise değere bakılmaksızın muhtesatın kime ait olduğunun tesbiti konusunda davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir. Muhtesatın kime ait olduğunun tesbiti, sulh hukuk mahkemesinin görevini aşması halinde muhtesatın kendisine ait olduğunu ileri süren paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HUMK’nın 567. maddesi hükmü uyarınca 10 günlük yasal süre verilmelidir. Yasadan doğan bu süre kesin olup kısaltılamaz ve uzatılamaz. Bu süre içerisinde dava açılırsa sonucun beklenmesi, açılmaz ise o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Somut olayda; dosya kapsamından ve 13.08.2012 tarihli fen bilirkişi raporundan dava konusu 151 ada 8 sayılı parselin kamulaştırma sonucu 151 ada 29 ve 30 sayılı parsellere, 154 ada 7 sayılı parselin de yine kamulaştırma sonucu 154 ada 26 ve 27 sayılı parsellere ayrıldığı anlaşılmaktadır. İfraz suretiyle oluşan parseller yönünden ortaya çıkan bu yeni duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, sayfası kapatılmış bulunan 151 ada 8 ve 154 ada 7 sayılı parseller yönünden hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bu husus yanında üzerinde muhdesat bulunan taşınmazlar yönünden, tarafların tümü arasında muhdesatların aidiyeti yönünde ittifak olmadığından muhdesatların kendilerine ait olduğunu iddia edenlere muhdesatların aidiyetinin tespiti yönünden dava açmak üzere usulüne uygun süre verilmeden, infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Hükmün, bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.