YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1926
KARAR NO : 2021/3348
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2019 tarih ve 2015/89-2019/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Çukurova İthalat ve İhracat A.Ş’de çalıştığı sırada yürürlüğe giren 3417 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca tasarrufu teşvik için kesilen paranın davalı Banka’daki hesaba yatırıldığını, 4853 sayılı Kanun uyarınca da 766,64 TL ana para, 5.010,29 TL nema tutarının müvekkiline ödendiğini, aynı Kanun’un 4’üncü maddesinde T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nde hak sahipleri adına açılan Tasarrufu Teşvik Hesabı kayıtlarının esas alınacağının düzenlendiğini, 1991, 1995, 1996, 1997, 1999, 2000 yıllarında işverence yapılan bir kısım kesintinin ödemeye esas döküme yansımadığı, sigortalı hizmet dökümü ve iş yeri şahsi sicil dosyasından görüleceği üzere müvekkilinin çalışmalarının herhangi bir kesintiye uğramadan devam ettiği, aynı şekilde tasarruf kesintisi şahıs icmal tablosunda işverenin anaparaları davalı Banka’ya düzenli olarak yatırdığının görüleceğini, bu durumda müvekkilinin anılan dönemdeki çalışmasında işveren şirketin, ücret kesintisi ve katkı payı eklemesi yaparak çıkan toplam miktarı müvekkiline ait tasarrufu teşvik hesabına yatırmakla ilgili sorumluluğunu yerine getirdiğini, ancak her nasılsa tasarrufu teşvik hesabına geçmeyen kesintilerin, müvekkiline 4853 ve 3417 sayılı Kanunlar gereği ödenmediğini ileri sürerek 1991 yılı Ekim, Kasım, Aralık ayları, 1995, 1996, 1997, 1999 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayları, 2000 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ilişkin kesintilerin işveren şirketçe tasarrufa teşvik fonuna aktarıldığının tespiti ile şimdilik Şubat 2010 ayı için hesaplanan 10.685.084 TL’nin dava tarihinden sonraki kısmı içinde aylık TÜFE (yıl sonunda yüzde 5 ilave) ile nemasıyla tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sadece yetkili makamlardan verilen emir ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini, Tasarruf Teşvik Fonu hesaplarının Banka’da bulunmasının sadece bankacılık mevzuatının gerektirdiği yetkileri verdiğini, dolayısıyla her hesap sahibi müşterisinde olduğu gibi, tasarruf teşvik fonu hesaplarında da vekil sıfatıyla hareket ettiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Ziraat Bankası A.Ş kayıtlarında …’in … nolu tasarruf teşvik hesabına 766.640,041 TL (eski para birimi-766,64 TL) yatırıldığının görüldüğü, davacının dava dilekçesinde yatırıldığını iddia ettiği dönemlere ilişkin tasarruf teşvik kesintilerinin hesabına yatırılmamış olduğunun anlaşıldığı, davacının hesabına yatırılan tutarın 15/09/2016 tarihinde 5.010,29 TL Neması ile birlikte ödendiğini, daha önceden alınan bilirkişi raporunda da Parsat Makine San. ve Paz. A.Ş ile Birlik Madencilik San ve Tic. A.Ş ‘de çalışıp bu şirketlerden gelen yazı cevabından da bankaya yatırılmamış olup, Mülga 3417 ve 4853 sayılı Kanun kapsamında yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediklerinin tespit edildiği, davacının konu ettiği tasarrufu teşvik kesintilerinin evveliyetle işverenler tarafından Ziraat Bankasına yatırılmadığı ve bu cevaplara itibar edilmesi halinde davalı bankanın sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı bankanın sorumluluğuna dayalı bir alacak davasıdır. Davacı, işverenin tasarruf teşvikine esas tüm ödemeleri yaptığını, üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak davalı bankanın yapılan ve kendisine intikal ettirilen kesintilerin bir kısmını ilgili hesaplara geçirmemesi, ödeme tablosuna yansıtılmaması nedeniyle kendisine eksik ödeme yapıldığını ileri sürmektedir. Nitekim mahkemece verilen 10.12.2013 tarihli karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davada bankanın sorumluluğuna dayanıldığı gerekçesiyle ve eksik incelemeye dayalı olarak Dairemizin 24.11.2014 tarihli kararıyla davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden söz edilemez. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında sadece banka kayıtları üzerinden yapılan inceleme ile sonuca varıldığı anlaşılmaktadır. Halbuki davacı yan, işbu davada, yukarıda da belirtildiği üzere, işverenlerince düzenlenen kesinti icmal bordrolarına delil olarak dayanmış olup kesintilerin bankaya yatırılmasına rağmen kayıtlara intikal ettirilmediğini ileri sürmüş olmakla, yapılacak incelemede işverenlerce tanzim edilen şahış icmal bordrolarında davacı adına yapılan kesintilerin dekont numaralarının da gösterildiği gözönünde tutulması gerekmektedir. Bu meyanda, mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221. maddesi çerçevesinde dava dışı işverenlerden Parsat Makine San. ve Paz. A.Ş. ile Birlik Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nden ve gerekirse davalı bankadan dekont örneklerinin istenmesi, davacıya ait işverenler tarafından yapılan ve uyuşmazlığa konu kesintilerin dekont ile davalı bankaya yatırıldıkları tespit edildiği takdirde, bunların davalı banka kayıtlarında ne sebeple yer almadığı hususları üzerinde durulması, aksi bir durumun varlığının anlaşılması halinde ise işin kamu düzenine de ilişen niteliği 4853 sayılı Kanun’un 8. maddesi de gözetilerek bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın ispatlanamadığına ilişen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mahkemece bozma ilamına uyulup, davacı tarafından ilgili şirketlerden alınan şahıs icmal bordrolarının banka kayıtlarıyla karşılaştırma suretiyle inceleme yapılıp rapor alınmıştır. Davacı tarafın dayanağı şahıs icmal bordrolarında gösterilen dekontlar, davacı tarafından ibraz edilmemiştir. Şahıs icmal bordroları davacının çalışmış olduğu işveren şirketler tarafından düzenlenmiş olup, davalı bankanın bordrolar üzerinde de paraf veya onayı bulunmamaktadır. Bu durumda dayanak dekontlar davacı tarafından ibraz edilmediğine göre, söz konusu şahıs icmal bordrolarının davalı bankayı bağlayan bir yönü bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı şekilde davacının temyiz istemlerinin kabulü ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.