YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3004
KARAR NO : 2021/1967
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.11.2017 tarih ve 2016/190 E. – 2017/344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/1876 E. – 2019/994 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Kanmet İnş…. Ltd. Şti. arasında 16.02.2010 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesinin limitinin arttırılmasına ilişkin 65. sayfada davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine gerek asıl borçlu şirkete gerekse de kefillere kat ihtarı gönderildiğini, kat ihtarnamesi tebliğine rağmen borcun ödenmediğinden, ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca ferilere ve sözleşmeye imzaya itiraz ettiğini, davalının imzasının bulunduğu kredi limitinin 1.000.000,00 TL’lik kısmı yönünden kefil sıfatıyla borçlu olduğunu beyanla davalının borca, faize ve imzaya itirazlarının iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının ticari kredi sözleşmesini ve müteselsil kefalet sözleşmesini imzalamadığını, kredi limitinin davalı tarafça sonradan doldurulduğunu, davalının kefalet miktarını yazı ya da rakamla yazmadığını, sadece boş olarak imzaladığını, davacı bankanın davalı lehine ipotekten ferağ vererek, dava dışı …’in taşınmazı üzerine haciz koyduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu’na uygun kefil sıfatı olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre 818 sayılı BK’nun 484. maddesi gereğince, kefalet akdinin geçerliliğinin sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlı olduğu, ayrıca kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarihli Yargıtay İ.B.K’da belirtildiği üzere kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016-847 Soruşturma sayılı dosyasında Vafıfbank Bankası Portföy yönetici ve yetkili yardımcısı … “…… adlı şahsın belirtilmiş olduğu evrakı miktar bölümünü o tarihte bankamız mevzuatına göre ilgili şahıs hakkında gerekli icra takibi işlemleri başlatılabilmesi için miktarın yazılı olmuş olan bölümü bankamız mevzuat ve tebligatlar doğrultusunda yasalara uygun olarak ben doldurdum…” şeklinde ifade vermiş olduğu, buna göre miktar bölümünün sonradan banka çalışanı tarafından doldurulduğundan davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar belirtilmediğinden, kefalet sözleşmesi geçersiz olduğu gibi, 1944 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında geçerli olarak kabul edilebilecek bir kefalet sözleşmesi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/1876 Esas ve 2019/994 Karar sayılı ve 09/05/2019 tarihli kararında, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 03/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.