Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/10584 E. 2013/12992 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10584
KARAR NO : 2013/12992
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

İhtiyati tedbir isteyen vekili tarafından, ihtiyati tedbir istenen aleyhine 08.03.2013 gününde verilen dilekçe ile ihtiyati tedbir istenmesi üzerine; talebin görev yönünden reddine dair verilen 08.03.2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili şirketin gerekli yasal izinleri alarak … ile yaptığı alt kira sözleşmesi gereğince 6 adet baz istasyonu kurduğunu, kira bedelinin ödenmesine rağmen davalının tahliye davası açması gerekirken hukuka aykırı olarak baz istasyonlarını söktüğünü ileri sürerek davacı tarafından kurulan baz istasyonlarına yönelik yıkım işlemlerinin önlenmesi, durdurulması bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Aleyhine ihtiyati tedbir istenen … cevabında, görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğu, … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının bozulması gerektiği savunulmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki çekişmenin kira ilişkisinden kaynaklandığı, 6100 sayılı HMK’nın 4. maddesi uyarınca bu tür uyuşmazlıkların çözümünün sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği, aynı yasanın 390. maddesi uyarınca tedbir isteminin de sulh hukuk mahkemesi nezdinde değerlendirilebileceği gerekçesiyle tedbir isteminin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin … Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, her iki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki çekişmenin kira ilişkisinden kaynaklandığı, 6100 sayılı HMK’nın 4. maddesi uyarınca bu tür uyuşmazlıkların çözümünün sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği, aynı yasanın 390. maddesi uyarınca tedbir isteminin de sulh hukuk mahkemesi nezdinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının talebinin reddine karar verilmiş ise de dosya içerisindeki davalı … Hukuk İşleri Müdürlüğü tarafından davacı şirkete gönderilen 21.02.2013 tarihli yazı içeriğinden; davalı tarafından söz konusu baz istasyonlarının 5393 sayılı Belediye Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu ve yönetmeliği ile 775 sayılı yasanın ilgili maddelerinden söz edilerek mevzuata aykırı olarak izinsiz kurulduğu, derhal kaldırılmadığı takdirde sözü edilen mevzuat gereğince işlem yapılarak kaldırılacağı konusunda uyarıda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı … Başkanlığınca temyiz dilekçesinde de talep konusu baz istasyonlarının davacı şirket tarafından kamuya ait alanlarda izinsiz olarak kurulduğu, benzer olaylarda baz istasyonlarının belediyece kaldırılması üzerine davacı şirket tarafından idare mahkemesinde dava açılarak belediye başkanlığının yetkisiz olduğu ve söküm işleminin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulmasının talep edildiği, idare mahkemesince davaya konu olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinin 2. fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddedildiği, görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğu savunulmuş, … 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının bozulması talep edilmiştir.
Adli yargıda, hukuk mahkemelerinde görülen davalarda hukuk mahkemelerinin ilk önce görev (yargı yolu) sorununu inceleyip karara bağlaması gerekir; çünkü yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Bir idari dava hukuk mahkemesinde açılırsa, davalı idare yargılama bitinceye kadar yargı yolu (görev) itirazında bulunabilir (HUMK m.7, II). Hukuk mahkemeleri gibi Yargıtay da temyiz incelemesi sırasında hukuk mahkemelerinin görevli olup olmadığını (yargı yolunun caiz olup olmadığını) re’sen incelemekle yükümlüdür (HUMK m.428/2) (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Şerhi, 6. Baskı, Cilt:I, s.724-725).
Halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinde de yargı yolunun caiz olması mahkemelerin görevli olması hususundan önce düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu itibarla öncelikle yargı yolu bakımından mahkemenin görevli olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı … başkanlığının davacı şirkete ait baz
istasyonlarının sökülmesi işleminin mahkemenin görevsizlik kararında belirtildiği şekilde kira ilişkisine dayandırılmadığı, mevzuata aykırılık nedeniyle bu işlemin gerçekleştirildiği, İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde belirtildiği üzere davalı idarenin söz konusu idari eylem ve işlemlerinden dolayı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğinden bu tür davalar adli yargıda çözümlenemez.
Davanın yargı yolu bakımından reddine karar vermek gerekirken taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığından bahisle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle aleyhine ihtiyati tedbir istenen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.