YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4143
KARAR NO : 2020/5242
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıdan 16.01.2007 tarihinde 35.000 TL borç para aldığını, karşılığında 57.000 TL bedelli bono verdiğini ayrıca kayden maliki olduğu dava konusu 567, 570 ve 572 parsel sayılı taşınmazlarını teminat olarak devrettiğini, yazılı anlaşmaya göre borcun ödendikten sonra taşınmazların tekrar devredileceğinin kararlaştırıldığını, borcunu ödenmesine rağmen davalının çekişmeli taşınmazları iade etmediği gibi 200.000 TL para istediğini ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazları 66.000 TL para ve davacının 19.000 TL tutarındaki icra borcunu ödemesi karşılığında anlaştıklarını, dava konusu taşınmazlardaki ipotek şerhinin kaldırılması için davacının hesabına 23.000 TL havale edildiğini kalanının satış işlemi ile birlikte davacıya ödendiğini, davacının talebi üzerine 15.11.2007 tarihine kadar 66.000 TL’nin ödenmesi halinde taşınmazların iade edileceği hususlarını içeren yazılı belge düzenlendiğini, davacının borcunu ödemediğini, aralarındaki anlaşmanın vefa akdi olarak nitelendirilmesi gerektiğini, bu bakımdan resmi şekilde düzenlenmeyen sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddiaların ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından, taraflar arasındaki anlaşmanın inançlı işlem kapsamında kaldığı gerekçeleri ile HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-K A R A R-
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Hemen belirtilmelidir ki, harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Eldeki dava, gayrimenkulun aynına ilişkin olup 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi uyarınca dava değerinin iptal ve tescile karar verilmesi istenen dava konusu taşınmazların değerinden ibaret olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki keşfen saptanan değeri 214.080 TL olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince inanç sözleşmesinde belirtilen ve davacıya depo ettirilmesine karar verilen 66.000 TL üzerinden karar ilam harcının alındığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; İlk derece mahkemesine ait hükmün 3. fıkrasında yer alan “ Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.508,46 TL harçtan dava açılırken peşin alınan 29,70 TL harcın ve 3.627,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 851,76 TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine 3. fıkra olarak “Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 14.623,80 TL harçtan dava açılırken peşin alınan 29,70 TL harcın ve 3.627,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 10.967,10 TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,” cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle 6100 sayılı HMK’nin 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.