Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3837 E. 2019/8432 K. 02.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3837
KARAR NO : 2019/8432
KARAR TARİHİ : 02.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davacılar vekili ile davalılar Arzu ve Süheyla vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava dilekçesinde, nüfusta davacı …’nin kardeşi… ile eşi … kızı olarak kayıtlı davalı …gerçekte … ve …’nün çocukları olduğu ileri sürülerek davalı …’nun Talat ve Süheyla hanesindeki nüfus kaydının iptali ile gerçek annesi ve babası davalılar … ve …’nün nüfus hanesine tescili istenmiş; Mahkemece, -Yargıtay bozma ilamlarına uyularak- davalı …’nun çocuğu olmadığının tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm dahili davacılar vekili ile davalılar Arzu ile Süheyla vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, davalı …’nun Talat ile eşi … çocuğu olarak gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kaydının iptali ile gerçek anne-babasının … ve … olduğunun tespiti ile buna uygun olarak nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
1.Davalılar Arzu ile Süheyla vekili temyizi yönünden;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalılar Arzu ile Süheyla vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dahili davacılar vekilinin temyizi yönünden;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanun’un 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddesi uyarınca ”Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.” Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” anlaşılır. “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi”dir. Bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/1-c maddesinde tespit davalarının, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil edeceği düzenlenmiş olup buna göre tespit kararları ile nüfus idaresi doğrudan işlem tesis edemeyecek, ancak daha sonra açılacak kayıt iptali veya kayıt düzeltme davalarında … bu tespit kararlarının karine teşkil edeceği belirtilmiştir.
Nüfus Hizmetleri Kanunu’na göre açılan kayıt düzeltme davalarında, diğer kamu düzenine ilişkin olarak açılan davalarda olduğu gibi hakim taleple bağlı kalmayarak doğrudan doğruya yapacağı araştırma sonucu elde edeceği bulgulara göre karar vermek zorundadır.
Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu nüfus kayıt düzeltme davalarında diğer kamu düzenine ilişkin olarak açılan davalarda olduğu gibi mahkemenin bozma ilamına uyması sonucu taraflar lehine usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, yaptırılan DNA incelemesi sonucu davalı …’nun, çocuğu olmadığı dolayısı ile mevcut nüfus kaydının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmakla…. çocuğu olduğuna dair nüfus kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken tespit kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Dahili davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar Arzu ile Süheyla vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davacılara iadesine, 44,40 TL peşin harcın da onama harcına mahsubuna, 02/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.