YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3940
KARAR NO : 2021/2282
KARAR TARİHİ : 15.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair kararın davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 29.06.2020 tarihli ve 2018/4819 Esas, 2020/4079 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı-karşı davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait 9168 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1 numaralı dairenin uzun yıllardır davalı tarafından kullanıldığını belirterek, elatmanın önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir.
Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yerin önceden müvekkillerine ait olduğunu, arkadaşı olan davacıya 1990’lı yıllarda hatır senedi verdiğini, müvekkilleri yurtdışındayken icra takibi ve haciz yaparak davacının taşınmaza sahip olduğunu, davalıların yıllardır kendisine ait olduğu düşüncesiyle taşınmazı kullandığını, ayrıca dava konusu yerde 3 daire olmasına rağmen 4 paydaşın sahip olduğunu, fiili taksim bulunmadığını, daireye yapılan masraflara karşılık tazminat talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi talebinin reddine, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar, davacı-karşı davalı vekili ve davalılar-karşı davacılar vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 29/06/2020 tarihli ve 2018/4819 Esas, 2020/4079 Karar sayılı ilamıyla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, davacı tarafın temyiz itirazının değerlendirilmesinde; dava konsu yerde fiili taksimin oluşmuş olması nedeniyle elatmanın önlenmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; mülkiyetin davacıya ait olduğu dönemde davalının iyiniyetle kullandığı anlaşıldığından masraflar yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı- karşı davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı dava ise, tazminat talebine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2. a) Ecrimisile yönelik karar düzeltme itirazının incelenmesinde;
Somut olayda, Mahkemece dava konusu 1 numaralı dairenin ecrimisil hesabında, davacının tapuda ¼ pay sahibi olması nedeniyle, toplam ecrimisil bedelinin 1/4’ü olan 7.301,75 TL’ye hükmedilmiştir. Dairemizce bozma ilamında, fiili taksimin oluştuğu, davacının payına taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 1 numaralı dairenin düştüğü ve elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, ecrimisile ilişkin temyiz talebinin reddedilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece ecrimisilin tamamı üzerinden davanın kabul edilmesi gerekirken, dava kısmen kabul edilerek davacının tapudaki payı oranında ecrimisile hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
b) Davacı vekilinin karşı davaya yönelik karar düzeltme itirazının incelenmesinde;
Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazdaki davalının payına cebri satış yoluyla 01.09.1995 tarihinde sahip olmuştur. Mahkemece karşı davanın reddine karar verilmesi üzerine davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazı Dairemizce kabul edilerek, davalıların iyiniyetle iyileştirme yaptığı kabul edilmiş ise de, satın alma tarihinden sonra çaplı taşınmazda davalıların kullanımının iyiniyetli olduğu söylenemez.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 995/2. maddesi, “İyi niyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir.” hükmünü amirdir.
Hiç kuşkusuz, dava konusu daireye 01.09.1995 tarihinden sonra yapılan tadilatların sökülüp götürülmesi aşırı zarara yol açacaktır. Sökülüp götürülmemesi durumunda ise de davacı sebepsiz zenginleşecektir. O yüzden arsa sahibi olan davacı tadilatlar nedeniyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibine bir miktar tazminat ödemelidir. TMK’nin 723/3 maddesine göre, bu gibi durumlarda ödenmesi gereken tazminat, yapılan tadilatların arsa sahibi için taşıdığı en az değerle sınırlıdır. Bu takdirde ödenecek tazminat tadilatların arsa sahibi davacı için arz ettiği subjektif değeri aşamayacağından, TMK’nin 4. maddesinin hakime tanıdığı takdir yetkisi kullanılmalıdır.
O halde, bu yönler üzerinde durulmadan yazılı olduğu şekilde karşı davanın yalnız zorunlu masraflar yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma ilamında davalıların iyileştirme bedelinin isteyebileceği yönündeki ifade usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacı- karşı davalının karar düzeltme talebi bu yönden kabul edilerek kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 29.06.2020 tarihli ve 2018/4819 Esas, 2020/4079 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.