Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/5785 E. 2021/5588 K. 30.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5785
KARAR NO : 2021/5588
KARAR TARİHİ : 30.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, sanığın temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
a) Oluşa ve dosya kapsamına göre; suç tarihinde müştekinin çalıştırdığı iş yerinden alışveriş yapan sanığın veresiye meselesinden çıkan tartışma esnasında müştekiyi bıçakla yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaraladığı olayda, müştekiyi tehdit ettiğinden bahisle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, sanığın aşamalarda suçu kabul etmediği, istenilen tarihe ait kamera kayıtlarında bu yönde bir bulguya rastlanılmadığı ve olaya ilişkin dinlenen tanıkların da tehdit eylemlerine ilişkin bilgilerinin olmadığı değerlendirildiğinde; müştekinin soyut iddiası dışında, sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Kabul ve uygulamaya göre; sanık hakkında TCK’nin 106/2-a maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken hem alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir durum olmadığının hem de teşdiden uygulama yapıldığının belirtilmesi suretiyle hükümde çelişki oluşturulması,
c) Dosya arasına alınan adli sicil kaydına ve UYAP ortamında yapılan incelemeye göre; sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamların sanığa ait olmadığı, bu nedenle tekerrüre esas alınamayacağı; sanığın adli sicil kaydında yer alan Bolvadin Sulh Ceza Mahkemesinin 30/05/2014 tarih ve 2014/106 Esas – 2014/173 Karar sayılı ilamına konu TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçu 6763 sayılı Kanun’a göre uzlaşmaya tabi hale gelmişse de, anılan ilamın denetimine esas olacak şekilde getirtilerek sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
d) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
a) Adli tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının tespit edilebilmesi için muayenenin olaydan en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerektiği, müştekinin yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğuna dair Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 08.06.2015 tarihli raporun ise olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden yapılan muayene sonucunda düzenlendiği anlaşılmakla, müştekinin mevcut raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek, yüz bölgesinde tespit edilen yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, olayın üzerinden yaklaşık 4,5 ay geçtikten sonra düzenlenen ve muayene süresi yönünden adli tıp kriterlerine uygun olmayan rapor esas alınarak eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
b) Kabul ve uygulamaya göre; dosya arasına alınan adli sicil kaydına ve UYAP ortamında yapılan incelemeye göre; sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamların sanığa ait olmadığı, bu nedenle tekerrüre esas alınamayacağı; sanığın adli sicil kaydında yer alan Bolvadin Sulh Ceza Mahkemesinin 30/05/2014 tarih ve 2014/106 Esas – 2014/173 Karar sayılı ilamına konu TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçu 6763 sayılı Kanun’a göre uzlaşmaya tabi hale gelmişse de, anılan ilamın denetimine esas olacak şekilde getirtilerek sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.