Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2018/4304 E. 2021/1425 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4304
KARAR NO : 2021/1425
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme, çocuğun cinsel istismarı.
HÜKÜMLER : 1-Sanık … hakkında:- …’u öldürmekten mahkumiyet, -Çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatına,
2- Sanık … hakkında:-…’u öldürmekten mahkumiyet, -Çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatına ilişkin.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet ve çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükümlerinin sanıklar müdafiileri ile katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyizlerine göre yapılan incelemesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’nın maktul …’a yönelik öldürme eyleminin sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre bozma ilamına uyularak verilen hükümlerde bozma sebepleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki sübuta, eksik incelemeye, şüphe ve atfı cürüm ile karar verildiğine, yetersiz ve çelişkili gerekçeye, sanık … müdafiinin sair hususa, katılan Bakanlık vekilinin takdiri indirim uygulanmasına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanıklardan … ile maktul çocuk …arasında olaydan önce duygusal ilişki bulunup zaman zaman buluşarak cinsel ilişkiye de girdikleri, maktulün 11.01.2005 tarihinde okula gitmek üzere evinden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadığı, bu nedenle başlatılan soruşturma kapsamında aralarında sanık …’ın da bulunduğu bir çok kişinin ifade ve bilgilerinin alınmasına rağmen bir sonuca varılamayıp evrakın daimi aramaya alındığı, maktulün bu şekilde kaybolmasının üzerinden sekiz yıl kadar zaman geçtikten sonra sanık …’ın kendiliğinden müracaat ederek maktulün öldürülmesiyle ilgili beyanlarda bulunduğu, beyanında özetle; ormanlık alanda cinsel ilişkiye girdikleri sırada bu durumu gören diğer sanık …’un kendisini yakalayarak kimlik ve telefon bilgilerini aldığını, istediklerini yapma hususunda tehdit ve şantajda bulunduğunu, bir kaç gün sonra kendisini telefonla arayan …un maktulle birlikte aynı yere gelmelerini istediğini, …un zorlayıcı tehditleri nedeniyle maktulle birlikte tekrar olay yerine gittiklerini, … bira almaya gidince maktulle ilişkiye girdiklerini, kendilerini yeniden gören …un kendisini uzaklaştırarak maktulü cinsel ilişkiye zorladığı sırada silah sesi geldiğini, silah sesinden sonra …un sağ elinde silah bulunduğunu ve maktulün karnından vurulduğunu gördüğünü, …un olay yerinden ayrılıp bir süre sonra arabayla tekrar geldiğini, maktulü arabanın arka koltuğuna koyarak Meriç Nehri kıyısına getirip ayağına taş bağlayarak suya attıklarını, …un baskısı nedeniyle bu olayı kimseye anlatmadığını beyan ettiği, buna göre soruşturmanın genişletildiği, sanık …’un suçlamaları reddedip sanık …’ı tanımadığını savunduğu, ancak sanık … ile sanık … tarafından kullanıldığı anlaşılan telefonlar arasında olay günü civarında görüşmeler olduğu, bununla birlikte yapılan araştırmalara rağmen maktulün cesedine ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle sanık …’un hiç tanımadığını beyan ettiği sanık …’ın kendisini de dahil ederek ona suç atmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, telefon kayıtları, yer gösterme ve araç tarifleri, …un bekçi olması nedeniyle silahlı olarak dolaşması birlikte değerlendirildiğinde beyanları maddi delillerle de desteklenen sanık …’ın bu beyanlarına itibar edilmemesi için hukuki bir neden bulunmadığı nazara alınıp, olayın sanık …’ın beyan ettiği şekilde gerçekleştiği ve olayın cereyan tarzına dair başkaca delil bulunmadığı kabul edilmelidir.
Buna göre;
1)- Sanık …’ın maktulü öldürmesi için bir neden ve kendi beyanlarından başka aleyhine delil bulunmaması, aksi yönde başka bir delil bulunmayan beyanına göre eyleminin olaydan sonra cesedin nehre atılmak üzere taşınmasına yardım etmekten ibaret olduğu, bu durumda sanık …’ın maktulün öldürülmesi hususunda sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak yasal ve yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2)- Sanık … ile maktul …’yu ilişki halinde gören sanık …’un bu durumu fırsat bilerek maktulle kendisinin de cinsel ilişkiye girmek istediği, maktulü bu ilişkiye zorladığı sırada direnç gösteren maktulü öldürdüğü kabul edilmekle; suçun tamamlandığına ilişkin delil bulunmadığından cinsel istismar suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile sanık …’un cinsel istismara teşebbüs suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
3)- Sanık …’ın …un yönlendirmesi doğrultusunda maktul …’yu sanık … ile cinsel ilişkiye girmeye icbar eden bir ortamın hazırlanmasını sağladığı nazara alınarak fiil üzerinde hakimiyet kuracak şekilde cinsel istismara teşebbüs suçuna iştirak ettiğinin kabulü ile cinsel istismara teşebbüs suçundan asli fail sıfatıyla cezalalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
4) – 11/01/2005 olan suç tarihine göre suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı kanun ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı kanun hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanarak her bir mahkumiyet hükmü yönünden lehe olan kanunun belirlenmesi ve buna göre uygulama yapılması yerine, bu yönde bir mukayese yapılıp gerekçe gösterilmeden doğrudan doğruya 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre uygulama yapılması,
5)- Kabule göre de; maktule yönelik cinsel saldırıyı gerçekleştiremeyen sanık …’un bu nedenle maktulü öldürdüğü anlaşılmakla; öldürme eyleminin bir suçu işleyememekten duyulan infialle gerçekleştirildiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup sanık müdafiilerinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 16/02/2021 gününde oy birliğiyle ile karar verildi.
16/02/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı …’in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat … Dinçeri’nin yokluğunda 18/02/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.