YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4919
KARAR NO : 2019/9530
KARAR TARİHİ : 24.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 28.04.2008 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 14.06.2012 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları kira alacağı 67.096,48 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 12.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 11.07.2012 tarihli itiraz dilekçesinde, takibe konu yapılan 2008, 2009, 2010, 2011 yılları kira borçlarının tarafınca eksiksiz olarak ödenmiş olduğunu, bu ödemelerin yapıldığının borçlunun banka hesabına yapılan ve elden verilen ödeme makbuzları ile sabit olduğunu, ayrıca kira sözleşmesi gereği ödenecek bedelin brüt olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle stopajın tarafınca mahsup edilerek, alacaklının hesabına net kira bedelinin ödendiğini, stopajların Vergi Dairesi Müdürlüğüne yatırıldığını, herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek, alacağın tamamına, faiz ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararında, davacı tarafın itirazı kayıt ileri sürmeden sonraki yıllara ilişkin kira alacağını kabul ettiği, bu nedenle önceki kira bedellerinin ödenmediği iddiasının ileri sürülemeyeceği, 2011 yılı kira bedeli de ödendiğine göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafça temyizi üzerine 6. Hukuk Dairesinin 07.11.2013 tarihli ve 2013/14785 Esas, 2013/14989 Karar sayılı ilamı ile; “Kira parasının ödendiğine dair kiralayan tarafından kiracıya verilen yazılı belge, Borçlar Kanunu’nun 88, yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 104.maddesi uyarınca bundan evvelki kira paralarının ödendiği hususunda kanuni bir karine teşkil eder. Ancak olayımızda; davalı tarafça takibe konu yıllar kiralarının ödendiğine ilişkin ödeme belgeleri, banka ödeme dekontlarıdır. Bu ödemeler davacı tarafça düzenlenen makbuz yani yazılı belge niteliğinde değildir. Bu durumda mahkemece, işin esasının incelenmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası Mahkemece davanın kabulü üzerine 6. Hukuk Dairesinin 24.11.2014 tarihli ve 2014/11947 Esas, 2014/12890 Karar sayılı ilamı ile; “…davalı borçlu, bozmadan sonra davacı alacaklının elinden çıktığını belirttiği, 09.08.2010 tarihli ”2008 – 2009 kira bedellerine ek olarak 2.200 TL ve 150 Euro alındığını ” gösteren belge sunmuştur. Davalı borçlunun sunduğu belge İİK 269/C-2 ve 68. maddeler uyarınca borcu sona erdiren belge niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir, Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. Alacaklının belgedeki imzayı inkar etmesi halinde söz konusu belge üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre 2008 yılı kirasının ödenip ödenmediği konusunda bir karar verilmesi gerekirken imza incelemesi yaptırılmadan imzanın davacı alacaklının imzasına benzemediği gerekçesiyle savunmanın dikkate alınmaması doğru değildir. Bundan ayrı olarak davalı borçlu 2009, 2010 ve 2011 yılları için stopajları düştükten sonra davacı alacaklının hesabına kira paralarını yatırdığını belirtip ödeme makbuzları sunduğu halde bu ödeme belgeleri de dikkate alınmadan davalı borçlunun itirazının tümden kaldırılıp, tahliyeye ve tüm alacak üzerinden tazminata karar verilmesi de doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; 09/08/2010 tarihli 2008-2009 kira bedellerine ek olarak 2.200-TL ve 150 Euro alındığını gösteren belgenin borcu sona erdiren belge niteliğinde olduğu, uzmanlarca söz konusu belge üzerindeki imzanın …’ın eli ürünü olduğu hususunda kesin görüş bildirilmemiş olması göz önüne alındığında 2008 yılı borcunun ödenmemiş olduğunun kabul edildiği, 2008’de ödenmediği kabul edilen bu tutarın 15.000 TL olduğu, 2009 yılında 12.960 TL, 2010 yılında 13.000 TL, 2011 yılında 14.000 TL’nin ödendiği, ödenmeyen eksik kalan tutarın 20.040,00 TL olduğu anlaşılarak 20.040,00 TL yönünden davalının itirazın kaldırılmasına, davalı temerrüte düştüğünden davalının kiralanandan tahliyesine, tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Varlığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 28.04.2008 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile, yıllık kira bedelinin brüt 15.000 TL olup, stopaj vergisinin kiracıya ait olduğu ve kira bedelinin her yılın 30 Ağustos tarihine kadar ödeneceği kararlaştırılmıştır. Öte yandan sözleşmenin özel şartlar 6. bendi ile, “Yıllık kira artışları DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü)’nin yıl sonu açıkladığı enflasyon oranında yapılacaktır” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı alacaklı 14.06.2012 tarihinde başlattığı takip ile kira sözleşmesi ile kararlaştırılan kira bedelinden, kiracı tarafından ödeneceği kabul edilen stopaj bedelini düşmeden, 30.08.2008 tarihli kira alacağı 15.000,00 TL, 30.08.2009 tarihli kira alacağı 16.216,50 TL, 30.03.2010 tarihli kira alacağı 17.178,14 TL, 30.08.2011 tarihli kira alacağı 18.701,84 TL olmak üzere toplam 67.096,48 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. İcra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan eldeki itirazın kaldırılması davasında mahkemece kira alacağının belirlenmesine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, 2008 yılında ödenmediği kabul edilen tutarın 15.000 TL olduğu, ödeme belgeleri dikkate alındığında 2009 yılında 12.960 TL, 2010 yılında 13.000 TL, 2011 yılında 14.000 TL’nin ödendiği bildirilerek ödenmeyen tutarın 20.400,00 TL olduğu kabul edilmiş ve bu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiş 6. Hukuk Dairesinin 24.11.2014 tarihli bozma ilamında gösterildiği üzere, kira bedeli brüt belirlendiğinden 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları için stopaj tutarı düşüldükten sonra ve davalı kiracı tarafından kiraya veren hesabına yatırılan miktarların da denetime açık bir şekilde açıklanmak suretiyle mahsup edilerek buna göre alacağın tespiti yoluna gidilmesi gerekirken, ne şekilde hesaplama yapıldığına dair bir açıklamada bulunulmaksızın ve nasıl ulaşıldığı anlaşılamayan miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. O halde mahkemece, 24.11.2014 tarihli bozma ilamı doğrultusunda, takip talebi ile istenilen yıllar kirasından kira bedeli brüt belirlendiğinden stopaj tutarı düşülerek ve davalı kiracı tarafından yapılan ödemeleri de mahsup edilmek suretiyle hesap bilirkişisinden takibe konu kira alacağı ve işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken denetime elverişsiz şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ye 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.un 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.