YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1681
KARAR NO : 2021/2815
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdurlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda bulunması nedeniyle şikayet hakkı ve kamu davasına katılma yetkisi kendisine ait olan mağdur …’un, soruşturma aşamasında 18.06.2012 tarihli beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını bildirmesi, yine suç tarihi ve beyanının alındığı 18.06.2012 tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda bulunan mağdur … adına şikayet hakkının ve kamu davasına katılma yetkisinin, kanuni temsilcisine ait olduğu, mağdurun kanuni temsilcisi …’un 25.09.2013 tarihli ifadesinde, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etm anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 tarih 2013/287 Esas ve 2014/273 sayılı emsal kararına göre; 12-15 yaş grubundaki kişiler ile ilgili olarak mağdurun kanuni temsilcisi ile mağdura 5271 sayılı CMK’nin 234/2. maddesi uyarınca görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde, mağdurun kanuni temsilcisinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden, mağdur vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından, mağdur vekilinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE,
2) Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli paracezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 8. fıkrasına 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesinin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, incelemeye konu suçun tarihinin 16.06.2012 olduğu ve daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların yargılama konusu suçla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, adli sicil kaydı bulunmayan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinde bulunan, hakkında takdiri indirim maddesi uygulanan ve tekrar suç işlemeyeceği yönündeki olumlu kanaat sonucunda cezası ertelenen sanık hakkında ”adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı dolayısı ile şartları oluşmadığından” bahisle, yasal olmayan gerekçeyle 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken, CMK’nin 231. maddesine uygun şekilde objektif ve sübjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrı ayrı değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.