YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4837
KARAR NO : 2020/1423
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ : İSKENDERUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm tesis edilmesine yönelik verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, … tarafından düzenlenen tapu tahsis belgesinin iptaline karar verildiğini, bu işleme karşı Hatay İdare Mahkemesi’nde açılan davanın reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, hazineye ait olan Konacık Mahallesi, 2847 parsele ilişkin tapu tahsis belgesi için toplamda 355.600.000,00 TL (eski TL)’nin davalıya ödendiğini, davalının ödemeler nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, bedelin iadesi için talepte bulunduğunu ancak bu zamana kadar ödeme yapılmadığını belirterek ödediği arsa bedelinin ulaşacağı alım gücünün ve güncel değerinin tespit edilerek bu güncel değerin 04/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini terditli hale getirerek öncelikle 400 m2’lik yere isabet eden bölüme denk gelen arsa bedeli olan 146.000,00 TL’nin iadesine, kabul edilmemesi halinde ise, ödenmiş bedelin 04.01.2017 tarihinde ulaştığı güncel değerini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı adına düzenlenen tapu tahsis belgesinin iptal edildiğini, davacı tarafından taşınmazın yıllardır haksız olarak kullanıldığını, bu nedenle kullanım bedelinin hesaplanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, tapu tahsis belgesinin mülkiyet belgesi olmayıp sadece fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan zilyetlik belgesi olduğu, hukuk düzeninde geçerli olarak var olmayan tapu tahsis belgesi nedeniyle davacının ancak ödediği bedelin güncel değerini denkleştirici adalet hükümlerine göre isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 5.315,77 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacının ödemiş olduğu bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değeri belirlenerek tahsiline dair yerel mahkemece verilen kararın yerinde olduğu ancak davacının terditli talepleri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, yine taleplerinden birine hükmedildiği için davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmesinin ve yargılama giderlerinin kısmen kabul kısmen red oranına göre hüküm altına alınmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin istinaf talebinin kabulüne, hükmün bu yönlerden düzeltilerek davacının dava konusu taşınmazın dava tarihindeki arsa değeri yönünden açmış olduğu davanın reddine, davacının ödemiş olduğu arsa bedelini güncellenmiş değerinin tahsili yönünde açmış olduğu davanın kabulü ile, 5.315,77 TL’nin 04/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Uyuşmazlık tapu tahsisi belgesi için davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacı adına davalı … tarafından tapu tahsis belgesi düzenlendiği, davacı tarafından tahsis belgesi için, en son 15.10.1999 tarihinde olmak üzere toplamda 355.600.000,00 TL.(Eski TL) ödeme yapıldığı açıktır.
Bir kamu kurumu olan davalı; davacıya arsa tahsis edileceği yönünde güven aşılamak suretiyle, tahsis edilecek arsa karşılığında davaya konu edilen bedeli almıştır. İşlemin bir tarafı kamu kurumu, diğer tarafı da dar gelirli vatandaştır. Vatandaşın kamu kurumlarına olan güven ve inancı korunmalıdır. Arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek davalıya para yatıran davacı edimini yerine getirmiş, ne var ki davalı edimini yerine getirmemiştir. Dava konusu edilen bedelin ise davalının hesabına girdiği açık olmakla eldeki davada davacının gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği açıktır. Bu nedenle davacı, taşınmazın rayiç değerini isteyebilir.
Bu durumda mahkemece; tahsis edilen taşınmaza yakın bölgelerden ve ifanın imkansız hale geldiği tarihe yakın zaman içinde yapılan benzer yözölçümlü taşınmazların satışlarını bildirmeleri için taraflara imkan tanınmalı, gerektiğinde re’sen emsal temini yoluna gidilerek, bu emsallerde dikkate alınarak tahsis edilmesi planlanan taşınmazın rayiç değerinin bu yönde daha önce yapılan bilirkişi raporuna davalı tarafça yapılan itirazlar da dikkate alınmak suretiyle denetime elverişli, bilimsel verilere uygun alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 19.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.