YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3808
KARAR NO : 2019/5020
KARAR TARİHİ : 14.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 475 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin davalı şirket tarafından kullanıldığını, açmış olduğu tahliye davalarının kabulüne karar verilerek kararların kesinleştiğini ancak davalı şirketin taşınmazları kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, taşınmazlara müdahalelerinin kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, müdahalenin keşfen sabit olduğu ancak dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline dair verdiği karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1.Bilindiği üzere; 1086 sayılı HUMK’un 5219 sayılı Yasa ile değişik 427/2 maddesi uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren 2.080.00 TL’den az olan davalara ait yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüştür. Eldeki davada davalı aleyhine 2.000 TL ecrimisile karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Kabul edilen ecrimisil miktarının temyiz kesinlik sınırı olan 2.080,00 TL nin altında kaldığı açıktır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’da da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, eldeki dava bakımından (6100 sayılı Yasa’nın 3. maddesi yollamasıyla) davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, 475 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin davacı adına kayıtlı olduğu, davacının, 25.07.2013 tarihli dava dilekçesi ile keşif sonucu elatma tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisil bedeli tespit edilerek dedikten sonra dilekçesinin sonuç kısmında 2.000 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istediği, 28.07.2015 tarihli dilekçesi ile de harcını ikmal etmek suretiyle davasını ıslah ettiği, Mahkemece, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı gerekçesiyle ıslah talebinin reddedilerek davanın dava dilekçesinde yazılı miktar üzerinden kabulüne karar verildiği sabittir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 109/3. maddesi “Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında kısmi dava açılması talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklindedir.
Davacının, 6100 sayılı HMK’nin 109/3 maddesi uyarınca talep sonucunu ıslah ile artırmak için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasına gerek bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; davacının ıslah talebi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 34,15 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 102,47 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 14/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.