Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6473 E. 2021/3732 K. 15.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6473
KARAR NO : 2021/3732
KARAR TARİHİ : 15.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.03.2020 tarih ve 2019/23-2020/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 03.10.2010 tarihinde davalı şirketin yolcusu olarak seyahat ettiğini, seyahat neticesinde müvekkiline ait valizin kaybolduğunu, müvekkilinin dahiliye uzmanı doktor olduğunu, mesleki kariyer ve uzmanlık alanındaki bilgisini artırmak için bu seyahati yaptığını ve İsveç’teki Uluslararası EASD tıp kongresine katıldığını ve katıldığı bu kongreden mesleği için önem arz eden katılım belgesini aldığını ileri sürerek müvekkilinin kayıp olan valizi için 5.000,00 TL tutarında maddi, 25.000,00 TL tutarında manevi tazminat olmak üzere toplam 30.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlıkta İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının açtığı aynı dava dilekçesine istinaden Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğinde açtığı davada, HUMK’nun 193/3. maddesi gereğince davacının davasının açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu itibarla süresi içinde görevli mahkemede davasını açmayan ve takip etmeyen davacının, bu sefer görevsiz mahkemede aynı dilekçeyle dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu ihtilafa Varşova/Lahey Konvansiyonu ve onu tadil eden 4 nolu Montreal Protokolü hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bir an için davacının talebinde haklı olduğu düşünülse dahi davacının talep ettiği miktarın kabulüe mümkün olmayıp müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, davacı tarafın ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 03.10.2010 tarihinde Helsinki-İstanbul/İstanbul-Gaziantep yolcusu olarak seyahat eden davacının valizinin kendisine teslim edilmeden kaybolduğunun sabit olduğu, davacının kongre sekretaryası ile irtibata geçip yeni bir katılım belgesi teminin edemediğine ilişkin verilen kesin süreye rağmen herhangi bir delil ibraz etmediği, ayrıca alınan bilirkişi raporunda da kongre sekreteryası ile iletişime geçildiğinde bu ve benzeri bir çok kongrede katılım sertifikasının tekrar temin edilebileceğinin belitildiği, katılım belgesi dışındaki eşyaların kaybolmasının kişilik haklarına doğrudan zarar vermeyeceği ve bunun aksi yönde bir delil de ibraz edilmediği, bu nedenlerle manevi tazminat talebinin yerinde görülmediği, davalının bagajın kaybolmasına hiçbir açıklama getiremediğinden taşıyıcıya ilişkin sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı, kaybolduğu belirtilen eşyaların sayı ve niteliğini tam olarak tespit edilemediği, valizdeki eşyaların kaybolduğu ve davacının içerisindeki eşyaların sayı ve niteliğini ispatlayabilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ancak davacının mesleği, yurt dışında bulunuş amacı gözetilerek yine rapor doğrultusunda talep edilen maddi tazminat talebi makul olduğu gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.000.- TL’nin dava tarihinden (19.09.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 256,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.