Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/3642 E. 2020/5513 K. 28.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3642
KARAR NO : 2020/5513
KARAR TARİHİ : 28.10.2020

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ŞERHİN TERKİNİ-TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen şerhin terkini- tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl dava ile asli müdahil Hazine’nin taleplerinin reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Asıl dava, vakıf şerhinin terkini, birleşen dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacı ve birleşen dava davalısı Belediye, Bakanlar Kurulu kararı ile adına tescil edilen bahçeli kagir halk eğitimi ve kız enstitüsü binası vasıflı 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına yolsuz olarak “…Vakfından” şerhi tescil edildiğini ileri sürerek şerhin terkinine karar verilmesini istemiştir.Davalı ve birleşen dava davacısı Vakıflar İdaresi, asıl davanın reddini savunmuş, birleşen davada ise taşınmazın vakıf malı niteliğinde olduğunu, kadastro ile vakfı adına tescili gerekirken hatalı olarak Hazine adına tescil edildiğini, öte yandan 5737 sayılı Yasanın 17 ve 30. maddeleri uyarınca da vakfı adına tescili gerektiğini ileri sürerek tapu iptal ve vakfı adına tescile karar verilmesini istemiştir.Asli Müdahale talep eden Hazine; taşınmazın imar mevzuatı uyarınca bedelsiz olarak davacı-davalı Belediyeye terk edildiğini, ancak terk amacının ortadan kalktığını ileri sürerek tapu iptal ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “Dosya kapsamına göre, kendisine davanın ihbarı üzerine maliye Hazinesinin 27.06.2011 tarihinde davaya asli müdahale talebinde bulunduğu, çekişme konusu 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın devir amacına uygun olarak kullanılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve hazine adına tescili talebinde bulunduğu görülmektedir. Mahkemece, Hazinenin asli müdahale talebi 22.09.20011 tarihinde kabul etmiştir. Ne varki, asli müdahil Hazinenin davası yönünden mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, asli müdahil tarafından açılan davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece, “Hâl böyle olunca, öncelikle çekişme konusu taşınmazın yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda 5737 sayılı Yasanın 17 ve 30. maddeleri doğrultusunda vakfı adına tescili için gereken koşulların oluşup oluşmadığının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenmesi, taşınmazın vakıf kültür varlığı niteliğinde olup olmadığının saptanması, öte yandan birleşen davada taşınmazın kadastro tespitinin hatalı olduğu, esasen taşınmazın vakfedilen taşınmazlar arasında olduğu ve vakfı adına tespit ve tescili gerektiği de ileri sürüldüğü gözetilerek bu iddia üzerinde durulması, iddia ve savunmanın değerlendirilmesi bakımından mahallinde harita mühendisi vasıflı bilirkişinin de bulunduğu heyet ile keşif yapılması, dayanılan tüm hukuki sebepler yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak taşınmazın vakfı adına tescili gerekip gerekmediğinin açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre asıl, birleşen davalar ve asli müdahil Hazine’nin talebi konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava ile asli müdahil Hazine’nin taleplerinin reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 137 ada 1 parsel sayılı, …Kagir Halk Eğitim ve Kız Binası vasıflı taşınmazın 03.01.1973 tarihli kadastro işlemi ile Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 6.8.1979 tarihli Bakanlar Kurulu kararına istinaden Bilecik Belediyesi adına tescil edildiği, bozma sonrası davacı … vekili tarafından sunulan 17.07.2017 tarihli dilekçe ve ekinde yer alan belgelerden, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan “… Vakfından” şerhinin, 08.11.1948 tarihinde taviz bedelinin ödenmesi nedeniyle kaldırıldığı, sonrasında sehven tekrar şerhin konulduğu hususunun anlaşıldığı, bu nedenle yine dosya kapsamında yer alan; Tapu Müdürlüğü tarafından … Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yazılan 23.05.2017 tarihli yazıda söz konusu şerhin terkin edildiğinin bildirildiği, Dairece, noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen yeni tapu kayıtlarında da vakıf şerhinin yer almadığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin sonradan terkin edilmiş olduğu görülmekle, asıl davada davacı Belediyenin davası yönünden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Nitekim yerel mahkemece de gerekçeli kararda bu hususta hata yapıldığı, davacı vekilinin şerhin kaldırıldığını bildiren dilekçesinin mahkemece görülmediği belirtilmiştir. Öte yandan, taviz bedeli ödenmek suretiyle vakıf şerhinin terkin edildiği gözetildiğinde, Vakıflar İdaresi tarafından açılan birleşen tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş olması da hatalıdır.Asli müdahil Hazine yönünden ise dava konusu taşınmazın -temlik edildiği tarihinde yürürlükte bulunan 6785 sayılı İmar Kanunu’nun 31.maddesi gereğince- bedelsiz olarak davacı-birleşen davalı Belediyeye terk edildiğini, ancak terk amacının ortadan kalktığını bildirerek tapu iptali ile adına tesciline ilişkin talepte bulunduğu, ne var ki, mahkemece çekişme konusu taşınmazın İmar Kanunu uyarınca bedelsiz terkini gereken yerlerden olup olmadığı konusunda yöntemince araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, asıl davada davacı Belediyenin davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, birleşen davanın reddine karar verilmesi, asli müdahil Hazine’nin talepleri yönünden, mahallinde keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın bedelsiz terkini gereken yerlerden olup olmadığının tespit edilmesi, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.Asli müdahil Hazinenin ve asıl davacı-birleşen davalı … nin değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre asıl davalı-birleşen davacı Vakıflar İdaresinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.