YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9863
KARAR NO : 2019/8688
KARAR TARİHİ : 08.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı bizzat geldi. Karşı taraftan davacı vekili Av. … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, davacı ve …’ın 2001 yılında evlendiklerini, murisin 2014 yılında vefat ettiğini, geriye davacı ve önceki evliliğinden olma oğlu davalının mirasçı olarak kaldığını izah ederek muris adına kayıtlı evlilik birliği içerisinde edinilen mesken ile banka hesabındaki para yönünden mal rejiminin tasfiyesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 28.09.2016 tarihli dilekçeyle talep miktarını 82.409,50 TL’ye arttırmıştır.
Davalı … vekili, mesken ve banka hesabındaki paranın murisin kişisel malı olduğunu, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 82.409,50 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi 11 Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, sağ eş tarafından, diğer mirasçılara karşı açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi davaları sonucu belirlenecek mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak (4721 sayılı TMK mad. 599/2 ) ve müteselsilen (TMK mad. 641) sorumludurlar. Davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacıda dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar.
Somut olayda, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan …’ın mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK mad. 499), alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eşte birleşmiştir. Taraflarca, mirasçılardan her hangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 sayılı TMK’nin 511 vd, 578 vd, 605 vd maddeleri) iddia edilip kanıtlanmamıştır. Mahkemece, hem banka hesabı hem mesken yönünden davacı lehine belirlenen katılma alacağının tamamının yazılı şekilde davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.Yukarıda izah edildiği üzere davalının miras payı olan 3/4 oranında sorumluluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte bankadaki para yönünden ise dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden muris adına kayıtlı hesapta paranın mevcut olduğu dikkate alınmaksızın davacının katılma alacağının bankadan tahsili yerine davalıdan tahsili şeklinde karar verilmesi de yerinde değildir. Açıklanan yönlerden hüküm usul, Yasa ve Daire uygulamasına aykırı bulunmuş olup bozulmasına dair karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.