Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/22010 E. 2020/2866 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22010
KARAR NO : 2020/2866
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil ya da Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’ın dava konusu 410 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki miras payını 1994 yılında bedeli karşılığında (diğer mirasçılar ve tanıklar eşliğinde) kendisine sattığını ve zilyetliği devrettiğini, kendisinin taşınmazda satın aldığı hisseyi malik sıfatıyla nizasız fasılasız 21 yıl kadar kullanmaya devam ettiğini, davalının dava konusu yerin kıymetlenmesi üzerine tapuyu devretmediğini belirterek, davalı adına tescil olunan hissenin iptali ile kendi adına tesciline, aksi halde taşınmazın günümüz değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Davalı, kendisinin dava konusu taşınmazın paydaş maliklerinden olduğunu, davacı …’ın annesi …’ın da paydaş malik olduğunu, davacının annesi … payını kullandığını, kendisinin payını satmadığını ve kullanmaya devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satışa dayalı tapu iptal tescil ya da alacak davasıdır.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK’nin 706, BK’nin 213 (6098 sayılı TBK’nin 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Buna göre, davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü yerinde değildir.
Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Somut olayda, davacı taraf davalıya bedel ödediğini ileri sürmüşse de, dosya kapsamına göre davacının bu iddiasının ispatlanamadığı da anlaşıldığına göre; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.