YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4614
KARAR NO : 2021/4109
KARAR TARİHİ : 15.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kardeşi töre saiki ile öldürme
HÜKÜM : Sanığın kardeşi Hatice’yi töre saikiyle öldürmek suçundan 5237 sayılı TCK’nın 82/1-d-k, 62, 53 maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılması
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hüküm, sanık müdafii, müşteki … vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’nin maktul …’a karşı nitelikli öldürme suçunun sübutu kabul, bozma nedeni saklı kalmak kaydıyla oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin edilmiş, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden; sanık müdafiinin, duruşmada ve temyiz dilekçesinde, sanığın maktulü öldürdüğüne dair yeterli delil bulunmadığına, sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine, müşteki Bakanlık vekilinin, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, Ancak;
1- Sanık … hakkında kardeşi …’u kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında, 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nun 233. ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/07/2012 tarih ve 1-76 E, 258 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde “töre” kelimesinin; “bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap” olarak tanımlandığı, ayrıca “saik” kelimesinin, “sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce”, “öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin” ise “öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi” anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan “töre” kavramının zaman zaman “kötü” davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanununun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan “töre”nin, “belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren”, “kötü bir töre”yi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın “bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının” gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen “saik” kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından “başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle” işlenmesini, başka bir deyişle, “öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu” ifade ettiği, bu durumdaki failin “öldürme eylemini” gerçekleştirirse toplum tarafından “saygınlık” ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise “kınanacağını” düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla “töre saikiyle öldürme”den bahsedilebilmesi için, öncelikle maktulün “toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın “ölümle” cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin” şart olduğu, burada “toplumdan” kastedilenin “tüm ülke” olabileceği gibi “köy, mahalle, geniş aile gibi” küçük bir topluluk da olabileceği, “töre saikiyle öldürme” suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, “töre” kavramıyla sık sık karıştırılan “namus” kavramının ise “bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük” olarak tanımlandığı, bu anlamda, töre ile namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin sübjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınamaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiillerinin “töre saikiyle öldürme” olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi” biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan”, sırf bu nedenle “töre saikiyle öldürme” olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, “töre cinayeti ile namus cinayetinin” aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibi ile ceza hukukundaki kıyas yasağının, “töre saikiyle öldürme” suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği anlaşılmakla;
Dosya kapsamına göre; maktulün zaman zaman ailesiyle birlikte kaldığı evden kaçtığı, bir süre sonra ailesi tarafından tekrar geri getirildiği, olay tarihinden bir süre önce de evden kaçtığı ve …’un evinde olduğunun öğrenilmesi üzerine eve getirildiği, olay günü kardeşi olan sanık … tarafından öldürüldüğü olayda; sanığın kendi subjektif değer yargılarına aykırı hareket ettiğini düşündüğü maktulü toplumsal bir istek olmaksızın kasten öldürmesi biçiminde gerçekleştirdiği eyleminden dolayı sanığın 82/1-d maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanık hakkında TCK’nin 82/1-k maddesinin de uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ile müşteki Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, sanık hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, 15/03/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.15/03/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Kemal Aksakal’ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukatlar …’nın yüzüne karşı, …’nın yokluğunda 18/03/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.