Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/1186 E. 2020/5454 K. 26.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1186
KARAR NO : 2020/5454
KARAR TARİHİ : 26.10.2020

MAHKEMESİ: … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davalı …’nin davacı ile davalı … arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesi ile davalı …’nin payına yönelik iptal-tescil talebinin reddine; davacı adına kayıtlı payın iptali ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 87.000 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsiline karar verilmiş, davacı vekili ve davalı … vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, bu bakımdan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin isebetli olmadığı gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isemine ilişkindir.
Davacı, 153 ada 9 parsel sayılı taşınmazdaki 5. katta bulunan 12 nolu bağımsız bölümün 2/5 payını davalı … ile akdettikleri 16.06.2011 tarihli sözleşmeye istinaden satın aldığını, davalı …’ın 12 nolu bağımsız bölüm ile üst katındaki teras katın tapuda müşterek gözüktüğünü söylediğini, bu suretle 2/5 payı dava konusu 12 nolu bağımsız bölümün tamamını ihtiva ettiği düşüncesiyle satın aldığını, daha sonradan teras kat ile kendi dairesini ayırmak için belediyeye başvurduğunda teras katın kaçak olduğunu, diğer davalı …’nin de 12 nolu bağımsız bölümde 3/5 pay sahibi olduğunu öğrendiğini ileri sürerek, davalı … adına kayıtlı 3/5 payın iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde davalı …’a ödemiş olduğu 87.000 TL bedelin sözleşme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, iddiların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, iddiaların ispatlandığı ancak davalı …’nin davacı ile davalı … arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesi ile davalı …’nin payına yönelik iptal-tescil talebinin reddine; davacı adına kayıtlı payın iptali ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 87.000 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsiline karar verilmiş, davacı vekili ve davalı … vekilinin istinaf başvurusu üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, bu bakımdan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin isebetli olmadığı gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 153 ada 9 parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümün 2/5 payı davalı …, 3/5 payı ise davalı … adına kayıtlı iken davalı …’ın sahip olduğu 2/5 payı 20.08.2013 tarihinde davacı …’a satış suretiyle devrettiği; davacı …’un davalı … ile 16.06.2011 tarihinde “Daire alım satım sözleşmesi”, davalı … ile de “Muvafakatname Tahhütname” isimli sözleşme akdettikleri anlaşılmaktadır.Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 39. (eski Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi) maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin hileye maruz kalan kimsenin bunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, mağdurun öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınacağı belirgin olup; diğer tarafın öğrenmenin (ıttılaın) bu tarih değil de daha önce olduğunu iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispat zorunluluğunda olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı kararında da aynı hususa işaret edilmiştir.
Somut olaya gelince; bölge adliye mahkemesince, her ne kadar 6098 sayılı TBK’nun 39. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının hileyi öğrenme tarihini belediyeye müracaat ettiği 2016 yılının Kasım ayı olarak beyan ettiği, eldeki davanın 17.11.2016 tarihinde açıldığı, davalıların davacının hileyi daha önce öğrendiğini savunduğu, dosya kapsamından hilenin daha önce öğrenildiği yönündeki savunmanın davalılar tarafından kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı kabul edilerek, işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile akit tarihini öğrenme tarihi kabul ederek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Davacı vekilinin görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.