Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4455 E. 2020/5965 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4455
KARAR NO : 2020/5965
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Şikayetçi : Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Suç : 2863 sayılı Yasaya Muhalefet
Hüküm : CMK’nın 231/11 maddesi uyarınca hükmün açıklanması suretiyle; 2863 sayılı Kanun’un 65/b, 765 sayılı TCK’nın 59/2 maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şikayetçi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına duruşma günü bildirilmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve katılma talebinde bulunan şikayetçi kurumun, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan değerlendirmede;
Sanık müdafii tarafından hükmün duruşma talepli olarak temyiz edildiği görülmüş ise de, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması ve duruşma talebinin uygun bulunmaması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında yapılan yargılama sonunda Karabük Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21/07/2005 tarihli, 2004/98 Esas, 2005/159 Karar sayılı ilamı ile, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 765 sayılı TCK’nın 59/2, 647 sayılı Kanun’un 6. maddeleri gereğince sanığın mahkumiyetine hükmedildiği, anılan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 21.02.2008 tarihli 2006/7971 esas 2008/1521 karar sayılı ilamıyla, hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenleme ve 5728 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanunda getirilen değişiklikler karşısında, suçun niteliği, hükmolunan cezanın tür ve miktarı gözetilip, dosyada bulunan adli sicil kaydı da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulduğu,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 17/02/2009 tarih 2008/47 esas 2009/57 karar ile karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 285 YTL adli para cezası cezalandırılmasına, CMK’nın 231. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 07/04/2009 tarihinde kesinleştiği ve belirtilen tarih itibariyle beş yıllık denetim süresi başladığından, CMK’nın 231/8. maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu,
Sanığın 2013 tarihinde hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sabit kabul edilerek, İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2016 tarihli 2015/82 esas 2016/570 karar sayılı kararı ile mahkumiyetine hükmedildiği ve hükmün 08/03/2017 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada; sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlendiğinden, anılan suçun işlendiği 2013 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiği, suç tarihinin 11.06.2003 olduğu dikkate alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi olan 07/04/2009 tarihi ile sanığın denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 2013 tarihleri arasındaki durma süresi de eklendiğinde olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanun’un 65/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 11.06.2003 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı durma nedeni ve süresi de dikkate alındığında hüküm tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince isteme uygun olarak kamu davasının DÜŞMESİNE; 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.