YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6337
KARAR NO : 2020/6319
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin yöneticiliğini sürdürdüğü … İş Merkezi’nin 102 nolu bağımsız bölümünde davalının faaliyette bulunduğunu, davalının yönetimin ve kat maliklerinin bilgisi ve rızası dışında bina dışına ışıklı reklam tabelası koyduğunu açıklayarak, elatmanın önlenmesi ile geriye dönük 18 aylık dönem için 3.003,48 TL ecrimisile hükmedilmesini istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebinin kabulü ile 515,32 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1.Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil ve eski hale getirme bedelleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi talebi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
2-Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinden, taşınmazın kat mülkiyetine tabi olduğu ve tapu kaydına işli 17.12.1992 tarihli yönetim planının bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre, Mahkemece, eldeki davayı açmak hususunda davacı yanın kat malikleri kurulunca yetkilendirilip yetkilendirilmediği veya taşınmaz yönetim planında bu hususta hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davacının aktif husumet ehliyeti tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.