YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21538
KARAR NO : 2010/1157
KARAR TARİHİ : 01.02.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak davacı eş kadın için aylık 350 TL, müşterek çocuk çağrı için aylık 250 TL tedbir nafakası talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece; davalının davacıya şiddet uyguladığı, bundan dolayı davacının çocuğu ile birlikte müşterek konuttan ayrılarak ayrı yaşamaya başladığı, davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu ancak, davacının çalışarak gelir elde ettiği, bankada parasının bulunduğu gerekçesiyle davacı eş kadın yönünden davanın reddine, müşterek çocuk yönünden ise kısmen kabulü ile çocuk yararına aylık 200 TL tedbir nafakasına hükmolunmuş, hüküm davacı tarafnıdan temyiz edilmiştir.
Dosyadaki delillere ve kurulan hükme göre, müşterek çocuk için hükmolunan tedbir nafakası yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Bu yönden hükmün onanmasına;
Davacı eş yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmak zorundadır (TMK 186/3) . Davacı kadının belirli bir gelirinin bulunması, hatta gelirinin davalıdan daha fazla olması davalı kocaya ortak giderlere (kira, yakıt, elektrik, su telefon vs) katılma yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz. Bu nedenle davacının gelirinin bulunması nafaka bağlamasına mani değildir. Bu durum ancak nafakanın miktarının takdirinde nazara alınır.
Hakim, eşlerin birlikte sürdürdükleri hayat seviyelerini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda yukarıda açıklanan ilke ve esaslara ve yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre; ayrı yaşamakta haklı olan davacı eş kadın yönünden de hakkaniyete uygun bir miktarda tedbir nafakasına hükmolunması gerekirken, davacı yönünden de yazılı şekilde davanın reddilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.