Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2020/2217 E. 2020/6245 K. 21.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2217
KARAR NO : 2020/6245
KARAR TARİHİ : 21.12.2020

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sonucu, …,… Mahallesi çalışma alanında bulunan 308 parsel sayılı 675.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, öteden beri … Köyü’nün hayvanlarının otlakiyesine mahsus yerlerden olduğu belirtilerek, mera vasfıyla … Köyü Tüzel Kişiliği adına 14.08.1958 tarihinde tespit ve tescil edildikten sonra, 10.04.1986 tarihinde idari yoldan Hazineye tahsis edilen taşınmaz imar uygulaması sonucu ifraz edilerek dava konusu kısım 388 ada 5 parsel numarası ile 651,48 metrekare yüzölçümlü olarak 17.05.2013 yılında arsa vasfı ile Hazine adına kaydedilmiştir. Davacı …, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 17.03.2015 tarihinde tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 388 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, çekişmeli 388 ada 5 parselin geldisi olan 308 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında 1958 tarihinde mera olarak Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilerek tespitin kesinleştiği, bilahare 1986 tarihinde Hazine adına tahsis edildiği ve imar uygulaması neticesinde ifraz edilerek 388 ada 5 sayılı parsel numarasını aldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi içeriğine göre davacı, tespitten sonra başlayan zilyetliğe dayalı olarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış olup, kadastro tespitinin kesinleşmesi ile birlikte tapuya tescil edilen taşınmazların kural olarak zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmadığı gibi, mera olarak sınırlandırılan ve özel siciline kaydolan taşınmazların da aynı şekilde zilyetlikle kazanılamayacağı, bu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği; bir an için davanın tespitten önceki nedenlere dayalı olarak açıldığı düşünülse dahi, kadastro tespitinin kesinleştiği 1958 yılından eldeki davanın açıldığı 2015 yılına kadar 3402 sayılı
Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen ve dava şartı olan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek davanın esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.