YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13635
KARAR NO : 2013/14590
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.06.2012 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı kayyım vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … … vekili, davacının binasının bulunduğu arsayı 1975 yılında haricen satın aldıktan sonra üzerinde iyiniyetle bina yaptığını öne sürerek dava konusu 33987 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince iptali ile davacı adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı … eşi … kayyımı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı kayyımı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
Somut olayda; dava konusu 33987 ada 15 parsel sayılı taşınmazın ifrazen oluştuğu 2963 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 01.08.1960 tarihinde davalı … karısı …, … çocukları …, … ve … oğlu … … adına tespit edilerek 30.07.1987 tarihinde kesinleştiği, 30.07.1987 tarihindeki ıslah imar uygulaması sonucu davalı … karısı … adına tapu kaydının oluştuğu, taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde üzerindeki evin davacıya ait olduğuna dair şerh bulunduğu, davacının dava konusu taşınmazı 1975 yılında haricen satın alarak üzerinde ev inşa ettiği anlaşılmaktadır. Kayıt maliki davalıya açık kimlik bilgileri belli olmadığından İzmir Defterdarı kayyım olarak tayin edilmiştir. Dosya içerisinde dava konusu taşınmazla ilgili harici satış senedi bulunmamaktadır. Davacının tanığı … … … ifadesinde, davacının dava konusu yeri 1975 yılında … isimli bir şahıstan satın alarak üzerine 1977 yılında ev inşa ettiğini belirtmiştir. Çaplı taşınmazda kural olarak iyiniyet iddiası dinlenmez. Davacının da dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olduğunu bilerek bu taşınmaz üzerinde muhdesat oluşturmakta iyiniyetli olduğu kabul edilemez. İyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalı tarafa iadesine 25.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.