Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/31003 E. 2021/3482 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31003
KARAR NO : 2021/3482
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

Hırsızlık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2015 tarihli ve 2014/329 esas, 2015/52 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan temyiz talebinin reddine ilişkin Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2020 tarihli ve 2014/329 Esas, 2015/52 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/10/2020 gün ve 12627-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2020 gün ve 2020/93149 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Hırsızlık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2015 tarihli ve 2014/329 Esas, 2015/52 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan temyiz talebinin reddine ilişkin Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2020 tarihli ve 2014/329 esas, 2015/52 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın bilinen adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi gereğince 17/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın dışarda olduğunun öğrenilmesini takiben, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de;
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 Esas, 2018/8413 Karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 Esas, 2019/901 Karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle sanığa yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay’a gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Somut olayda; mahkemenin 11/02/2015 tarihli kararın Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, adreste kimsenin bulunmadığı komşu tarafından belirtilerek, evrakın mahalle muhtarına teslim edilip, kapısına (2) nolu haber kağıdının yapıştırıldığı, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işleminin tamamlandığı görülmektedir. Tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemez.( Tebligat Kanunu madde 23) Bu haliyle yapılan tebligat geçersiz olup, karar usule uygun olarak kesinleşmeyerek, sanığın temyizinin sürede olduğunun kabulü gerekip, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay’a gönderilmesine karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle (BÜYÜKÇEKMECE ) 6. Asliye Ceza Hakimliğinden verilip kesinleşen 29/06/2020 tarihli 2014/329 esas ve 2015/52 karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.