YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7985
KARAR NO : 2013/12299
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.08.1998 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davalı … ile kadimden beri yaylada ortak kullandıkları dava konusu … davalı köyün içme ve kullanma suyu olarak götürdüğünü belirterek davalı Köyün suya elatmasınn önlenmesini ve muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; dava konusu … Pınarı genel su olup, kadimden beri her iki tarafça yaylada içme ve hayvanları sulamada kulanıldığı mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşlmaktadır.Dosya içerisindeki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/348 E -1998/58 K sayılı dosyasında davacı … tarafından davalı … Başkanlığına karşı açılan suya elatmanın önlenmesi davasında,davanın kabulü ile davalı … Başkanlığınn dava konusu … Pınarına müdahalesinini önlenmesine karar verilmiş, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 26.05.1998 tarih 1998/4588E-1998/5929K sayılı ilamı ile onanmıştır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçen bu dosyada belirtildiği şekilde dava konusu … Pınarında her iki tarafında yaylada ortak kadim kullanma hakkının bulunduğu, davalı … Köyünün ise yaylada ortak kadim kullanma hakları olan suyu kendi köylerine götürmek suretiyle müdahalesi sabit olduğundan davanın kabulü ile dava konusu su kaynağından her iki tarafın yayladaki insan ve hayvanların müşterek yararlanma haklarının bulunduğunun tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.