Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/757 E. 2021/7901 K. 12.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/757
KARAR NO : 2021/7901
KARAR TARİHİ : 12.04.2021

İşyeri dokunulmazlığını ihlâl suçundan suça sürüklenen çocuk …’nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/2, 119/1-c, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2013 tarihli ve 2010/680 esas, 2013/208 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, deneme süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/2, 119/1-c, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2015 tarihli ve 2014/844 esas, 2015/775 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/11/2020 gün ve 94660652-105-41-8112-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/01/2021 gün ve 2021/1016 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve kayden 10/04/1996 doğumlu olup, suçun işlendiği 30/10//2008 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 14/05/2018 tarihli ve 2016/8109 esas, 2018/7292 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuğun nitelikli iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılmasını müteakip, 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan, “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasının gerektiren suçların” şeklindeki düzenleme uyarınca anılan suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk ile müşteki arasında 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yapılması için dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
3-Temyiz kanun yoluna tabi olup, kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, somut olayda açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk …’nin, temyiz dışı diğer suça sürüklenen çocuk … ile birlikte müştekinin yetkilisi olduğu sağlık ocağına girerek bir kaç yara bandını çaldıkları olayda, eylemlerine uyan, 5237 sayılı TCK’nın 116/2, 119/1-c, 31/2 maddelerinde tanımlanan iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, 67/4 maddelerinde öngörülen 6 yıllık zamanaşımının(hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle oluşan 2 ay 17 günlük durma süresi de çıkartılarak) 30/10/2008 olan suç tarihinden 28/05/2015 olan hüküm tarihine kadar geçmiş olduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk …’nin 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
3- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 4. fıkrası gereğince fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk … hakkında aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi hususları da belirlenmiş olup, bu yönlerden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 12/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.