Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/26937 E. 2021/2661 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/26937
KARAR NO : 2021/2661
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’e yapılan ilk tebligatta mahkemenin gerekçeli kararının sanığın duruşmada beyan ettiği ve aynı zamanda MERNİS olan adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre usulsüz tebligatın yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında; sanık …’ün eski hale getirme talebinin kabul edilerek temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
1-Müştekinin olay günü işyeri olan Mado Kavacık’ta bulunurken sanığın telefonunu konuşma yapmak için alıp dışarı çıktıktan sonra teslim etmediği şeklindeki beyanı karşısında eylemin bina içinde muhafaza altına alınan hırsızlık suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında TCK’nın 142/1-b maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden TCK’nın 141/1 maddesi ile uygulama yapılması,
2- T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 16.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.