YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10787
KARAR NO : 2013/12349
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.08.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3428 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “… kızı … …” olarak yazılan murisi annesinin isminin “… kızı … …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne 3428 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinde yazılı “… kızı … …” hanesinin iptali ile nüfus kaydına … olarak “… kızı … …” olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya içerisindeki tapulama tutanağının incelenmesinde dava konusu taşınmazın ceddinden intikal etmek suretiyle … kızı …’un 30 seneden beri zilyetliğinde iken 15 sene evvel öldüğü, mirasçıları belirlenemediğinden adına tespit yapıldığı belirtilmiştir. Davacı, tapulama tutanağında adına tespit yapılan “… kızı … …”in nüfus kayıtlarındaki … kızı 01.07.1900 doğumlu ve 14.01.1903 tarihinde öldüğü anlaşılan murisi annesi “… kızı … …” ile aynı şahıs olduğunu ileri sürmektedir.
Halbuki nüfus kayıtlarında adı geçen … kızı … …’un 3 yaşlarında öldüğü, dava konusu taşınmaza zilyet olmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişiler dinlenerek 21.10.2011 tarihli zabıta tutanağı ile şahit beyanları arasındaki çelişki giderildikten ve davacının 25.10.2011 tarihli celsedeki “babamın soyisminin her ne kadar …’sede annemle resmi nikahlı olmadığı için annemin soyismi …’dur” şeklindeki beyanı da değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca davacı duruşmada murisin soyisminin de düzeltilmesini talep etmiş, 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca bu istemi konusunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.