Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11506 E. 2013/13315 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11506
KARAR NO : 2013/13315
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.09.2007 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ile davalı …, … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı …, dava konusu taşınmazdaki muhdesatların murisi …’e ait olduğunu, diğer davalılar ise taşınmazların taksim edildiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı … vekili ile davalı …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içinde bulunan nüfus aile kayıt örneğinin incelenmesinden davacı …’in 26.07.2001 tarihinde … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.05.2001 tarihli ve 2001/326–673 sayılı vasi kararı ile evliliğinin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan herkes davada taraf ehliyetine de sahiptir. Aynı kanunun 51. maddesine göre de dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. 4721 sayılı TMK’nın 9. maddesine göre fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Aynı kanunun 10. maddesine göre de ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.01.1976 günlü ve
477/12 sayılı kararına göre, davada taraf olma ehliyeti, medeni haklardan yararlanma hakkının bir sonucudur. Kısıtlanan kimse; medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun bulunması nedeniyle her ne kadar kendisi dava açamaz ise de sözü edilen haklardan yararlanma ehliyetini haiz bulunduğundan aleyhine dava açılabilir.
Açıklanan bu nedenle davacının nüfus kayıt örneğindeki bilgiler de değerlendirilmek suretiyle kısıtlanıp kısıtlanmadığı araştırılmalıdır. Davacı kısıtlanmış ise ancak yasal temsilcisi (vasisi) aracılığı ile dava açabilir. Mahkemece bu husus araştırılmadan ve davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parçanın (muhtesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı ortakların hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere 6100 sayılı HMK’nın 165. maddesi uyarınca süre verilmelidir. Verilen süre içerisinde dava açılırsa sonucun beklenmesi, açılmaz ise o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Somut olayda; davalı … dava konusu taşınmaz üzerinde bina ve ağaçların murisine ait olduğunu ileri sürerek hak iddia ettiğine ve tapuda muhdesatın aidiyetine ilişkin şerh de bulunmadığına göre davalı …’e muhdesatın aidiyetine ilişkin dava açması için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönün de gözardı edilmesi doğru görülmemiş, belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 24.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.