YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1386
KARAR NO : 2013/4400
KARAR TARİHİ : 13.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, kiralanan tahliye edilmiş olduğundan, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından vekalet ücretine hasren temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının davacıya ait taşınmazda kiracı olduğunu, sözleşmede kiralananın konut olarak kullanılmak üzere kiraya verildiğinin belirtildiğini, davalının kiralananı ses kayıt cihazları ile donatarak kayıt stüdyosu olarak kullandığının mahkemece yapılan tespit keşfi ile belirlendiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 316. maddesine göre sözleşmeyi feshettiğini belirterek tahliyeye karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının baştan beri kiralananın işyeri olarak kullanıldığını bildiğini, ihtar çekmeden dava açılamayacağını, cevabi ihtarname ile süre sonunda sözleşmeyi yenilemeyeceklerini belirttiklerinden davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
Olayımıza gelince: Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.12.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiralananın konut olarak kullanılacağı belirtilmiştir. Davalı kiracının kiralananı işyeri olarak kullandığı iddia edilmiş ise de davacı tarafından davalıya kiralananın kiralama amacına uygun olarak kullanılması konusunda süreli bir ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır. Davacı ihtar şartını yerine getirmediğinden davanın açılmasında haklı sayılamaz. Bu durumda davacının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.