Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2305 E. 2021/2248 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2305
KARAR NO : 2021/2248
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.02.2019 tarih ve 2018/183 E. – 2019/86 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.06.2020 tarih ve 2019/837 E. – 2020/447 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalının dava dışı Genmin Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin hissedarları iken davacıların 08.08.2017 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tüm hisselerini davalıya devrettiklerini, sözleşmede devredilen 665 pay için 33.250,00 TL devir bedeli gösterildiğini, ancak taraflar arasında 07.08.2017 tarihli bir sözleşme daha yapıldığını, bu sözleşmenin 4. paragrafında “devralanlar Genmin’e ait maden sahasını işleteceklerdir. Devralanın işletme neticesinde söz konusu maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapması ve iki adet faturası kesmesi halinde ve/veya şirketi 3.şahıslara devretmeleri halinde 250.000,00 USD ödemeyi kabul ve taahhüt etmektedir” düzenlendiğini, sözleşmedeki bu hükme rağmen davalının 12.10.2017 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 400 adet hissesini 20.000,00 TL bedel mukabilinde … isimli şahsa devrettiğini, bu devir işlemi ile davalının 07.08.2018 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan şirket hisselerinin 3. şahıslara devredilemeyeceği şartına aykırı davrandığını, bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan 250.000,00 USD borcun muaccel hale geldiğini, davalının 07.08.2017 tarihli sözleşmeye aykırı davrandığını, davalının kalan hisselerini de devretme hazırlığı içerisinde olduğunu haricen öğrendiklerini ileri sürerek 250.000-USD’nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduata ödedikleri en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yetkili mahkemenin Mersin mahkemeleri olduğunu, 07.08.2017 tarihli sözleşmede şirketin üçüncü şahıslara devredilmesi ibaresinin yer aldığını, şirket hisselerinin bir kısmının devredilmesinin şirketin üçüncü şahısa devredilmesi anlamına gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 08.08.2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile dava dışı Genmim Madencilik San.ve Tic.Ltd.Şti.’de hisse sahibi olan davacıların hisselerinin tamamının davalı …’a 33.250 TL bedel karşılında devredildiği, şirket hisseleri devralındıktan sonra davalı tarafından şirketin 400 hissesinin dava dışı …’e devredildiği, davacılarla davalı arasında düzenlenen 07.08.2017 tarihli sözleşmenin davacılar tarafından davalıya yapılan hisse devrine ilişkin olarak davacıların devir tarihi öncesi doğmuş bulunan haklarının ne şekilde ödeneceğinin belirlenmesi ve güvence altına alınması için düzenlendiği, sözleşmede davalının şirkete ait maden sahasını işleteceği, davalının maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapması ve iki adet satış faturası kesmesi halinde veya şirketi üçüncü şahısa devretmesi halinde devralan davalının devreden davacılara 250.000 USD ödeyeceğinin belirtildiği, sözleşmede yer alan davaya konu şirketin 3. şahıslara devredilmesi hususunun sadece şirketin tamamının devrinin değil, hisse devrinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, sözleşmede düzenlenen davalının maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapması ve iki adet satış faturası kesmesi hususu yönünden ise şirketin 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapıp yapmadığının tespit edilemediği, bu hususta davalı vekiline ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verildiği, ancak davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerin sunulmadığı bu itibarla taraflar arasında düzenlenen 07.08.2017 tarihli sözleşmede belirtilen bedelin muaccel hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 250.000 USD’nin 25.04.2018 dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca USD cinsinden yabancı para ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede “Devralanlar Genmin’e ait maden sahasını işleteceklerdir. Devralanın işletme neticesinde söz konusu maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapması ve iki adet faturası kesmesi halinde ve/veya şirketi 3.şahıslara devretmeleri halinde 250.000,00 USD ödemeyi kabul ve taahhüt eder” ibaresinin yer aldığı, bu hususun TBK.’nın 170. maddesinde düzenlenen “geciktirici koşul” mahiyetinde olduğu, sözleşmede birincisi “maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapılması ve iki adet faturası kesilmesi hali”, ikincisi “şirketin üçüncü kişilere devredilmesi hali” olmak üzere iki ayrı geciktirici koşula yer verildiği, bunlardan birinin gerçekleşmesi halinde sözleşmenin hüküm ifade etmeye başlayacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan “şirketin üçüncü kişilere devredilmesi halinin gerçekleştiğini, dolayısıyla alacağın muaccel hale geldiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunulduğu, maden sahasında 30.04.2018 tarihine kadar üretim yapılması ve iki adet faturası kesilmesi halinin gerçekleştiği yönünde herhangi bir iddianın ileri sürülmediği, HMK 24. ve 25. maddeleri uyarınca hakimin tarafların talepleriyle bağlı olduğu ve talepten fazlasına hükmedemeyeceği, davalı tarafından bir kısım şirket hisselerin devredilmesinin şirket devri olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 174,30 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine,10.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.