YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1819
KARAR NO : 2013/4942
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; davalının 25.10.2005 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ile müvekkiline ait iş yeri niteliğindeki bağımsız bölümde kiracısı olduğunu ve kiralananda lokanta işlettiğini, kendi imzası da taklit edilerek düzenlenen sahte Kat Malikleri Kurulu kararı ile içkili lokanta ruhsatı aldığını ve lokantayı içkili lokanta haline getirdiğini, güven sarsıcı bu davranışın dürüstlük kuralına uymayıp, B.K.’nun 256. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek kira sözleşmesinin feshine ve kiralananın akde aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının sahteciliğini iddia ettiği Kat Malikleri Kurulu kararının … 37. Noterliğinin 11/11/2011 tarih 36914 Y.N’lu işlemi ile tasdik edildiğini, bu nedenle resmi senetlerdeki sahtecilik iddiasının HMK’nun 208/4. maddesi gereğince evrakı düzenleyen ve senetten lehine sonuç çıkarana karşı açılacak ayrı bir dava ile karara bağlanması gerektiğini, bu nedenle davacıya dava açmak için süre verilmesine rağmen dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nun 208. maddesi “Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır. Aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara
bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.” düzenlemesini içermektedir. Yasal düzenleme ile imza ve yazı inkarında mahkemece yapılacak uygulama düzenlemiş olup, belgenin adi belge olması halinde, imza ve yazı inkarının mahkemece ön sorun olarak görülebileceği, resmi belge olması halinde ise, İmza ve yazıyı inkar eden tarafın sahtelik iddiasını açacağı ayrı bir dava ile ileri sürebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından, kiralananın içkili lokantaya çevrilmesinde kullanılan Kat Malikleri Kurulu kararının sahteliği iddia edilmiş olup, Kat Malikleri Kurulu kararı resmi belge niteliğinde değildir. Söz konusu kararın sonrasında içki ruhsatı alınmak için kullanılmak üzere noterden aslına uygunluğunun tasdik ettirilmesi, Noterlik Kanunun 60/5. maddesi gereğince “getirilen belgelerden örnek çıkarıp vermek” niteliğinde olduğundan belgeye resmi belge niteliği kazandırmaz. Bu durumda mahkemece, HMK’nun 208. maddesi gereğince görülmekte olan davada sahtelik iddiası ön sorun olarak incelenerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgı ile sahteliği iddia edilen belgenin resmi senet olduğu ve görülmekte olan davada ileri sürülemiyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.