YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12680
KARAR NO : 2013/5375
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin paydaş olduğu …parsel sayılı taşınmazın 280/ 1176 payını davalının satın aldığını, satış bedelinin tapuda muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini belirterek belirlenecek gerçek değeri üzerinden davalının aldığı payın önalım hakkı nedeniyle iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı taşınmazın fiilen taksim edildiğini, önalım hakkının kullanılamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir .
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda; mahkemece dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiği, her bir paydaşın kendi yerini kullandığı sonucuna varılmışsa da bu konuda yapılan araştırma yeterli değildir. Keşif sırasında beyanı alınan tanıklardan taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi paydaşın nereyi kullandığı sorulup belirlenmediği gibi bilirkişi tarafından düzenlenen krokide herbir paydaş tarafından kullanılan yerler ayrı ayrı gösterilmemiştir. Mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak tanıkların belirtilen esaslar çerçevesinde ayrıntılı beyanları alınmak suretiyle her bir paydaşın ve davalı ile davalı bayisi olan satıcı paydaşın kullandıkları yerlerin olup olmadığının belirlenmesi , buna ilişkin kroki düzenlenmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.