Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2938 E. 2021/2616 K. 18.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2938
KARAR NO : 2021/2616
KARAR TARİHİ : 18.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2017 tarih ve 2016/790 E- 2017/1293 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.04.2019 tarih ve 2018/2039 E- 2019/624 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Kazakistan’da halı alım ve satış işi faaliyetinde bulunduğunu, davalıya proforma faturası gereğince ürün siparişi verdiklerini, sipariş için 19.934,14 USD davalı hesabına yatırdıklarını, ancak mal teslimatının yapılmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine takip başlatıldığını, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile 19.07.2013 tarihli protokol imzalandığını, protokole göre ilk siparişle birlikte 100.000 USD bedelli teminat mektubu verileceğini, fatura bedellerinin zamanında ödenmemesi durumunda teminat mektubunun nakde çevrileceğini, ilk siparişten sonra davacının 06.09.2013 tarihinde 19.910,14 USD avans gönderdiğini, banka ile görüştüklerinde teminat mektubunun nakde dönüştürülmesinin mümkün olmadığının açıklandığını, bunun üzerine davacının 29.10.2013 tarihli taahhütnameyi verdiğini, sipariş verenin daha sonra malları almaktan vazgeçtiğini, malın 3. kişiye 20.000 USD zararla satıldığını, taahhütnameye göre davalıdan herhangi bir talepte bulunulamayacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının davalıya 19.934,14 USD havale ettiği ve bunun kayıtlara geçtiği, davalı taraf her ne kadar, malların üretildiğini, ancak davacıya teslim etmek istemelerine rağmen, davacının almadığı yönünde savunmada bulunmuş ise de, bunu destekler ve kanıtlar nitelikte herhangi bir delil ibraz edilmediği, davalı tarafın malların teslim olgusunu ispatlayamadığı, davacının gönderdiği avansın iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince davacının 19.934,14 USD avans ödemesi yaptığı, anılan tutarın davacı tarafından gönderildiğinin davalının kabulünde olduğu, davalının ticari defterlerinde de ödemenin kayıtlı bulunduğu, halıların davacıya teslim edildiğine, davacının malları almaktan vazgeçtiğine ve malların 3. kişiye zararına satıldığına dair delil sunulmadığı, bu nedenle mahkemenin itirazın iptaline ilişkin hükmünün isabetli olduğu, ancak yabancı para alacağı üzerinden yapılan icra takiplerinde, hüküm altına alınan alacağın icra takip tarihindeki TL cinsinden karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken döviz cinsinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.964,44 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.