YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1780
KARAR NO : 2021/1665
KARAR TARİHİ : 24.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2018 tarih ve 2017/53 E- 2018/122 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.01.2020 tarih ve 2019/1774 E- 2020/79 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin inşaat sektöründe “NEF” olarak bilinen dava dışı Timur Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş.’nin Ceo’su ve ortağı olduğunu, 2004 yılından beri gerek inşaat sektöründe gerekse farklı alanlarda pek çok proje geliştirdiğini, davalılardan …’nin müvekkilinin “NEF” esas unsurlu markaları ile tüketici nezdinde sağlamış olduğu güven ve itibar duygusundan haksız şekilde yararlanma amacı güderek ve kötüniyetli olarak 2016/20782 sayılı “HEF” ibareli marka başvurusu yaptığını, bu başvuruya müvekkilince “NEF” esas unsurlu markaları mesnet gösterilerek yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, markaların benzer olması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimali yaratacağını, marka başvurusunun kapsamında 37. sınıf hizmetlerin müvekkili markasının kapsamında aynen yer aldığını, “HEF” ibaresinin müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını ileri sürerek 2017-M-296 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı markası tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin davacı markasından yararlanma gibi bir niyeti bulunmadığını, markanın müvekkilinin eşinin ve oğlunun isimlerinin baş harflerinden oluşturulduğunu, davacı tarafça inşa edilen konut ya da işyerlerini satın almak isteyen tüketicilerin bir anda karar verip satın alma yoluna gitmediğini, uzun zaman düşündüğünü, müteahhit firmayı araştırdığını ve bir karara vardığını, markaların farklı olduklarını, davacının tanınmış marka iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; “HEF+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “NEF” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının “NEF” ibareli markasının tanınmış marka olduğu ve davalı başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; “HEF+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “NEF” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markaların üç harften oluşan kısa markalar oldukları ve başvurudaki şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği kattığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.