Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9689 E. 2013/11434 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9689
KARAR NO : 2013/11434
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 26.06.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın 677 ve 805 parsel sayılı taşınmazlar yönünden kabulüne, 706 parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 10.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılardan … ve …, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu … İlçesi … Köyü 677 ve 805 parsel sayılı taşınmazların ortaklığının satış suretiyle giderilmesine, 706 parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak, muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa, görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Davacı, dava dilekçesi ile 706 ve 805 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın satış yolu ile giderilmesini istemiş ve dava dilekçesinde 805 parsel sayılı taşınmazdaki muhdesatın kendisi, 706 parsel sayılı taşınmazdaki muhdesatın ise davalı … tarafından yapıldığını belirtmiştir.
Davacı, yargılama sırasında ıslah ile 706 parsel sayılı taşınmaz yerine 677 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesini talep etmiştir. Davacının 706 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasını ıslah ederek, 677 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesini istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, davacı 10.05.2013 tarihli oturumdaki beyanında her iki taşınmazdaki muhdesatı birlikte yaptıklarını, davalı … ise 677 parsel sayılı taşınmazdaki muhdesatın kendisi tarafından yapıldığını belirtmiştir. Davacı dava dilekçesinde 706 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatın davalı … tarafından yapıldığını bildirmiş ise de davasını ıslah ederek 677 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesini talep etmiş ve bu parsel üzerindeki muhdesatın davalı tarafından yapıldığına dair bir beyanda bulunmamıştır.
Bu durumda mahkemece, muhdesat konusunda uyuşmazlık bulunduğunun kabulü gerekeceğinden, muhdesatla ilgili hak iddia eden paydaşlara görevli mahkemede dava açmak üzere süre verilerek, verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde, sonucunun beklenmesi ve aidiyetin hükmen tespiti halinde yukarıda açıklandığı şekilde satış bedelinin oran kurularak dağıtılmasına karar verilmesi, dava açılmaz ise o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı yargılama esnasında vekil ile temsil edilmediği halde davacı lehine vekalet ücreti tayin edilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.