Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3798 E. 2021/2197 K. 09.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3798
KARAR NO : 2021/2197
KARAR TARİHİ : 09.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.05.2019 tarih ve 2016/822-2019/461 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalı aleyhine ödenmeyen 08.06.2012 tarihli 6.299,00 TL bedelli faturaya istinaden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun yetkiye ve borca itiraz ettiğini, öncelikle faturaya dayalı olan icra takiplerinde yetkili icra müdürlüklerinin alacaklının ikametgahının olduğu yer icra müdürlükleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafından fatura borcuna istinaden davacıya verilen 20.09.2012 tarihli 6.300,00 TL bedelli çekin çalındığına ilişkin şikayette bulunulduğunu ve davacının daha çok mağdur edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının ikametgahının Ümraniye/İstanbul olduğundan yetkili icra dairelerinin ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi ve icra daireleri olduğunu, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, fatura konusu malların teslim edilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğu, itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra takibinde takip başlatılması ve ödeme emrine karşı yasal süresinde itirazın yapılması gerekeceği, mahkemece icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazın öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda, davalı borçlunun icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunduğu, davacı her ne kadar teslime ilişkin tanık dinletmiş ise de uyuşmazlığın miktarı esas alındığında bu hususunda yazılı delille ispatlanması gerektiği, çeke ilişkin davacının ticari defterlerinde herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır. Malların davalının ikametgahında teslim edilmiş olmasının, takip tarihinde yürürlükte bulunan HMK 10. ve 6098 sayılı TBK 89. maddelerde gösterilen para alacağında davacı alacaklının ikametgahı icra müdürlüğünün ve mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmayacağı, davacının malların davalıya teslimini ispatlayamadığından TBK 89. madde uyarınca davacının ikametgahı icra müdürlüğünün yetkili olmadığının kabulü ile takibin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı tarafından davacıya verildiği anlaşılan çekin ceza soruşturması kapsamında takip dayanağı faturaya ilişkin verilmiş olduğunun anlaşılamamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.