Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15557 E. 2013/13629 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15557
KARAR NO : 2013/13629
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosyanın diğer sanığı… Avcı müdafiinin, nmüvekkili hakkında verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına karşı 04/02/2013 havale tarihli dilekçesiyle yaptığı itirazı inceleyen … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11/03/2013 tarih ve 2013/229 değişik … kararı ile itirazı kabul edip, adı geçen sanık yönünden mahkemenin 28/12/2012 tarihli kararının kaldırıldığı ve fakat bu hususun mahallinde neticelendirilmediği tespit olunduğundan, sanık … hakkında mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık … Avcı hakkında verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararını 01/02/2013 havale tarihli dilekçesiyle CMK’nın 262. maddesi kapsamında “eşi” sıfatıyla temyiz eden sanık …’nın başvurusunun incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrası uyarınca itiraza tabii olmakla; sanık …’ın eşi… adına verdiği temyiz dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilip merciince karar verilmesi için dosyanın bu yönden temyiz incelemesi yapılmaksızın mahalline iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
II)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” kararına yönelen sanık …’nın temyizinin incelenmesinde:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya
değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Sanık …’ın …Ada’daki villada istihdam edilmek üzere karı-koca bakıcı aranıyor…” mealindeki internet ortamında verilen ilanı gören katılanı bu sanık adına kayıtlı olan 0 534…. 1019 no’lu cep telefonu yoluyla irtibata geçmesi ve telefon yoluyla sürdürülen diyalog sırasında kullanılan hileli davranışlara aldanması neticesinde, adı geçen sanığın eşi olan davanın diğer sanığı…’in … Bankası/… şubesindeki hesabına 22 ve 23 Mart 2010 tarihlerinde sırasıyla 630 ve 130 TL parayı göndermesi eylemlerının “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine ve incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İnternet ortamında yayınlanan “yalın … ilanının” mağdurlara ulaşmanın vasıtası ve hileli davranışın başlangıç noktası olması, katılanın nitelikli hileli davranışlarla aldatılmasının ilan ile değil telefon görüşmeleri ile gerçekleşmesi karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 157. maddesinde tanımlanan “zincirleme basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu nazara alınmadan suç vasfının tayininde yanılgıya düşülmesi,
2-Kabule göre de;
a) Katılanın uğradığı zararın, tazmin suretiyle sanığın eşi… tarafından sanık ve annesinin de çabasıyla kovuşturma aşamasında tamamen giderildiği dosya kapsamından anlaşılmakla TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca cezasından “yarı” oranında indirim yapılması yerine yazılı gerekçeyle “1/3” oranında indirim yapılarak fazla ceza tayini,
b)22/03/2010 ve 23/03/2010 tarihlerinde haksız yararları sağlayan sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Adli para cezasının belirlenmesi aşamasında uygulama maddesinin (TCK’nın 52/2.) gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakların CMK’nın 323. maddesi uyarınca saklı tutulmasına 19/09/2013 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.