YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/215
KARAR NO : 2013/13609
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Eşi …’ın … namazına gitmesi nedeniyle çiçekçi dükkanında bulunan müştekinin yanına gelen sanığın “… bey nerede?” diyerek müştekinin eşini önceden tanıyormuş intibaını uyandırıp müştekiye “önceden konuşmuştuk, eşiniz bilgisayar monitörünü değiştirmemizi istedi, biraz ileride servis aracımız bekliyor, monitörü almaya geldim, siz ameliyatlısınız zahmet etmeyin ben sökerim” gibi özel bilgiler de içeren sözlerle onu kandırıp monitörü alıp gitmesi eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir sebebe dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 61. maddesinin 8. fıkrasına göre adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin “gün” üzerinden yapılması gerektiğinin nazara alınmaması,
2-Temel hapis cezası alt sınırdan tayin ve takdir olunduğu halde adli para cezasının belirlenmesine esas alınan “gün” birim sayısının aynı gerekçeye dayanılarak, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirlenip çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafının çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince suçun niteliği, işleniş özellikleri dikkate alınarak alt sınırdan ceza tayini ile 1 yıl hapis ve 5 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına,” paragrafı yazılmak ve 2. paragrafındaki “6.000 TL” ibaresi yerine “4 gün” ibaresi yazılması ve 2 ile 3. paragraf arasına “…4 günden ibaret adli para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri nazara alınarak bir gün karşılığı 20 TL’den hesaplanarak 80 TL adli para cezasına dönüştürülmesine,” paragrafı eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.