YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14239
KARAR NO : 2013/13685
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2, 167/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 50 gün adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesine göre ertelenmesine, gün adlî para cezasının anılan Kanun’un 52/2. maddesi gereğince 1.000 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2012 tarihli ve 2010/282 esas, 2012/661 sayılı sayılı karar aleyhine Yüksek … Bakanlığınca verilen 03/05/2013 gün ve 2013/7194/28823 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/05/2013 gün ve 2013/165218 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “güveni kötüye kullanma” kenar başlıklı 155. maddesinde, ” (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” aynı Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer alması karşısında, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulamanın gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya incelendi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-1/1/8 esas, 2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi yasa koyucunun hapis cezasının yanında ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece “suçun niteliğine ve işleniş biçimine göre takdiren ve para cezasına teşdiden” denilerek hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmek, suretiyle çelişkiye düşülmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun anlaşılması karşısında, Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden,
… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2012 gün ve 2010/282 esas, 2012/661 sayılı kararın CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının d bendi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sanık hakkında TCK’nın 155/2,167/2, 62, ve 52/2 maddelerine göre kurulan hükümde adli para cezasınına ilişkin uygulamaların çıkartılarak, yerine, sırasıyla 5 gün, 2 gün, 1 gün ve 20. TL adli para cezası olarak eklenmesine, infazın bu miktarlar üzerinden yapılmasına, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılmasına, 23.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.