Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26364 E. 2012/31494 K. 13.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26364
KARAR NO : 2012/31494
KARAR TARİHİ : 13.03.2012

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi gereğince 6.750 yeni Türk lirası, 4.000 yeni Türk lirası ve 4.000 yeni Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2007 tarihli ve 2006/75 esas, 2007/5 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03/05/2011 gün ve 2011/5490/24718 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/06/2011 gün ve 2011/196659 sayılı 2011/196659 tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 23/02/2009 tarihli ve 2009/1268-2709 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere,
3167 sayılı Kanun’un amacının öncelikle çek hamillerinin korunması ve kayıtsız şartsız belli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içermesi nedeniyle ekonomik hayatta önemli bir yere sahip çeke güvenilirliği, yani kamusal güveni sağlamak olduğu, söz konusu amacın bir gereği olarak, yargılamanın süratle sonuçlanıp, mağdurun alacağını bir an önce alabilmesinin sağlanabilmesi için, 3167 sayılı Kanun’da öngörülen yargılama usulüne ve etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin, bu suça özgü bir özel hüküm niteliği taşıdığı,
3167 sayılı Kanun’da “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı,
5560 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine eklenen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kurallar incelendiğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği, ayrıca tüm koşulların yerine getirilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir edilmesi durumunda, anılan maddenin 8. fıkrası uyarınca sanığın 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verileceği,
3167 sayılı Kanun’un 16c/2. maddesinde, “Dava açıldıktan sonra hüküm verilinceye kadar geçen süre içinde, çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde onbeş tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde 16a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davası düşer.” hükmünün öngörüldüğü, ayrıca, hüküm verildikten sonra kesinleşinceye kadar ya da kesinleşmesinden sonra öngörülen ödemenin yapılması durumunda ceza davasının düşmesi ya da hükmün bütün cezai sonuçlan ile birlikte ortadan kaldırılmasına karar verileceği hükümlerine de aynı maddede yer verildiği,
Çekle ilgili alacağın icra kanalıyla ödenmesi veya şikayetçi ile anlaşma suretiyle çek aslının geri alındığının ispatlanması durumlarında da, şikayetçinin kanunî hamil sıfatının sona ermiş olması sebebiyle, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği,
3167 sayılı Kanun’un 16c maddesindeki sözü edilen düzenlemeye göre; çek bedeli, tazminatı ve gecikme zammının ödenmesi ya da icra kanalıyla ödeme suretiyle gerçekleşen tazmin işlemi ya da şikayetçi ile anlaşarak çek aslının geri alınması durumlarında, ceza davasının düşürülmesine ya da kesinleşmiş hükümlerde hükmün bütün cezai sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına karar verileceği ve böylelikle, sanığın devletle olan tüm cezai ilişkisinin sona ereceği, buna karşın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda, tazmin ile ceza davasının düşmesi sonucunun doğmayacağı gibi, sadece ön koşullardan birisinin yerine getirilmiş olacağı, ayrıca sanık hakkında 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gibi ek bir yükümlülüğe de hükmedileceği ve denetim süresi içinde sanığın kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı, bu durumda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin sanığın aleyhine olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet
isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 28.07.2009 gün ve 2009/413 D. … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.