Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23267 E. 2013/7997 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23267
KARAR NO : 2013/7997
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç eşyasının kabul edilmesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında suç eşyasının kabul edilmesi suçundan kurulan mahkumiyete dair hükmün kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmaması bu hususun infazda dikkate alınması olanaklı olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanık …’ın içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntının etkisi ile, 18 yıldır çalıştığı kuyumcudan kendisine bankaya yatırması için teslim edilen parayla Ankara’ya gidip, işbirliği yaptığı şahıslarla birlikte hareket ederek kendisini sağ bacağından silahla vurdurup önce gasp edildiği iddiasında bulunup, ardından vicdanen rahatsızlık duyarak olayı itiraf etmesi, kendisine teslim edilen otuz bin liranın yirmi bin lirasını olayın öncesinde babasına teslim edip saklamasını istemesi, on bin lirayı ise silah temini ve diğer ihtiyaçları için kullanması, sanığın babası olan ve oğlunun planlarından habersiz olduğu anlaşılan sanık …’ın, olayın
meydana gelmesinin ardından polislerin durumu kendisine bildirmelerine ve kuyumculuk yapan katılanın oğlunun beraberindeki otuz bin lira ile birlikte ortadan kaybolduğunu söylemiş olmasına rağmen, kendisinde bulunan paradan hiç bahsetmeyerek parayı kendisinde tutmaya devam etmesi, oğlunun samimi itirafı ve parayı teslim etmesini söylemesi üzerine polislere parayı vermesi şeklinde gelişen olayda, mahkemenin sanık … yönünden “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma”, sanık … yönünden “suç eşyasının kabul edilmesi” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’in kendisine oğlu tarafından verilen parayı tamamen iade etmiş olmasına göre, mahkemece katılanın zararını karşılamadığı gerekçesi ile hakkında 5271 sayılı CMK.nun 231/5 maddesinin uygulanmaması doğru olmayıp; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.