Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10872 E. 2013/18234 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10872
KARAR NO : 2013/18234
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa
bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, özdeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların amaç ve fikir birliği içerisinde hareket ederek katılanlardan küçükbaş hayvanlarını satın almak istedikleri, sanık …’in kendisini … olarak tanıttığı, tanesi 200,00 TL’den olmak üzere hayvanları satın aldıkları, karşılığında tanık…’nın keşidecisi olarak göründüğü, sanık …’ın ciro yaptığı, 11.000,00 TL bedelindeki keşide yeri yazılı olmayan çeki verdikleri, bu hayvanları …’de tanık …’a tanesi 90,00 TL’den sattıkları, kalan hayvanları almak üzere sanık …’ın tekrar katılanın yanına gidip bu kez de 6000,00 TL bedelinde borçlusu …, kefili kendisi olan senedi verdiği, satılan hayvanların bedelinin 15.600,00 TL olmasına rağmen çek ve senet bedellerinin 17.000,00 TL olmasından şüphelinin katılan bankaya gitmesi üzerine söz konusu çekin 2003 tarihinde kaybolduğunu ve tanık… tarafından düzenlenmediğini öğrendiği somut olayda;
1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’in yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA oybirliği ile;
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Çekin unsur eksikliği nedeni ile özel belge niteliğinde olduğu, eylemin TCK’nın 157. maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek unsurları oluşmayan 158/1-f maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Adli para cezası belirlenirken, suçtan elde olunan haksız menfaaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerekirken takdir olunan gün adli para cezası üzerinden yasal arttırım ve indirimler uygulandıktan sonra sonuç cezanın zararın iki katına yükseltilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’ in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Yerel Mahkemece, dolandırıcılık suçundan sanıklar … ve …’ın TCK’nın 158/1-f-son, 62/1, 52/2-3, ve 53/1. maddeleri uyarınca 2’şer yıl 6’şar ay hapis ve 24.000’er-TL adli para cezasıyla mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
Sanık … müdafii ile sanık …’in temyizi üzerine, Dairemizce suçun sübut bulduğu kabul edilmiş, eylemin TCK’nın 157/1 maddesindeki suç tipine uygun düştüğü halde suçun nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
Oluş ve sübutta uyuşmazlık bulunmayan olayda; sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, dolandırıcılık eyleminin bankayı aracı kılmak suretiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.
5237 sayılı TCK’nın ‘Dolandırıcılık’ başlıklı 157. maddesinde dolandırıcılık suçunun temel şekli düzenlenmiş,
anılan Kanunun 158. maddesinde ise; Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri sayılmış olup, bunlardan biride anılan maddenin 1. fıkrasının (f) bendinde öngörülen, ‘Dolandırıcılık suçunun ; ‘…, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle’ işlenmesidir.
Fıkrada belirtilen, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıyla, anılan kurumlara duyulan güven sarsılmakta, sergilenen hile ile zarar bireysellikten çıkıp kurumsallaşmaktadır. Fiilin kandırıcı niteliği daha fazla olmaktadır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka veya kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu, nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir önem taşımamaktadır.
Diğer yandan, konunun aydınlığa kavuşturulabilmesi açısından,çekin hukuki niteliği ve yapısının irdelenmesinde de zorunluluk bulunmaktadır. Çek, Türk Ticaret Kanunu’nun 780- 824. maddeleri arasında düzenlenmiş poliçe ve bonodan sonra üçüncü bir ticari senet türü olarak kabul edilmiştir. Çek hukuki niteliği itibariyle, poliçe gibi bir havaledir, ancak bu havalenin çek olarak nitelendirilebilmesi için aynı zamanda bir banka üzerinde çekilmiş olması zorunludur. Bir bankada hesap bulundurmak mücerret çek keşide hakkını vermeyeceğinden ayrıca önceden bu hesap üzerinde çek keşidesi suretiyle tasarruf edilebileceğinin de kararlaştırılmış olması gerekir. Genellikle ‘çek anlaşması’, ‘çek sözleşmesi’ olarak adlandırılan bu akit ile muhatap banka keşideciye, üzerine çektiği çekteki miktarı ödemeyi vaat eder, keşideci ise muhatap bankanın ödediği meblağları kendisine tediyeyi taahhüt eder. Böylece, muhatap banka meşru hamil veya cirantaya kendi mal varlığından ancak keşidecinin şahsında hukuki sonuç doğurmak üzere ödemede bulunma yetkisini elde eder.
Çek kullanımının ticari hayatta bir güven unsuru taşımasının yanında, banka, keşideci, hamil ve cirantaya bir takım hak ve sorumluluklar yüklemesi nedeniyle 5941 sayılı Çek Kanunu’nda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiş, anılan Kanunun 2. maddesinin 5. fıkrasında ise ‘çek defterleri bankalarca bastırılır.’ hükmü yer almıştır.
Bu yasal düzenleme karşısında, banka tarafından bastırılan çek defterinin bankanın maddi varlığı olduğu
konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Çek yaprağının doldurulması sırasında Türk Ticaret Kanunundaki unsurlardan birinin eksik olması bu belgeye çek vasfı kazandırmaz ise de; bu belgenin bankanın maddi varlığı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi söz konusu belge bankaca bastırılmış bir belgedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.02.2006 gün ve 11-129/13, 28.12.2004 gün ve 6-173228 sayılı kararlarında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasının ne anlama geldiği açıklanmış, bu bağlamda ‘bentte adları geçen kurumlara ait, kimlik, sağlık karnesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi etkin işlevi bulunan maddi varlıkları kapsadığı’ şeklinde belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların banka tarafından bastırılmış olması nedeniyle bankanın maddi varlığı olan çeki sahte olduğunu bilerek, aldıkları mal karşılığı katılana vermeleri nedeniyle, sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin Yerel Mahkemenin kararı isabetli olup, yanlış belirlenen adli para cezasının düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 21/11/2013