Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13041 E. 2013/19653 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13041
KARAR NO : 2013/19653
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.“ denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55-Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın tanıdığı olan katılandan yetkilisi olduğu şirketle birlikte ihaleye girmek için kullanılmak üzere referans mektupları istediği katılanın yetkilisi olduğu şirket başlığını taşıyan kendisi tarafından imzalanmış boş belgeleri sanığa verdiği sanığın bu belgelerden birkısmını ihalede kullandığı ancak başka bir şirket ile ihaleyi almış olduğu ve bu boş belgelerden bir adedini yine veriliş amacına aykırı olarak anonim şirket hisse devri başlığı altında katılanın kendisine ait hisselerden 450 000 adedini 450 000 TL bedelle sanığa devrettiğini bedelinin peşinen ödendiğini belirtir hisse devri sözleşmesi haline getirdiği belirtilerek sanık … birlikte hareket ettiği belirtilen diğer sanıkların resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Müşteki …’nin 22.03.2011 tarihli oturumda sanıklar …, … ve …’dan şikayetçi olmadığını ve bu sanıklar yönünden davaya katılmak istemediğini beyan etmesi nedeniyle katılan sıfatını almamış olan şikayetçinin sanıklar …, … ve …’ın beraatlerine ilişkin hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından, şikayetçi vekilinin belirtilen hükümlere yönelik temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Suça konu belgelerden olan hisse devir sözleşmesinde katılan …’nin şahsi hisselerini devrettiği yazılı bulunmasına rağmen … tarafından atılmış olan imzanın şirket kaşesi üzerine atılmış bulunması, sanığın şirket hissesini 450.000.00-TL karşılığında katılandan devraldığını beyan etmesine rağmen bu meblağı katılana ödediğine dair bir belge ibraz edememesi, Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan ve bir sureti katılan vekilinin ibraz ettiği belgeler arasında bulunan bilirkişi kurul raporunda, hisse bedelinin yüksek bir meblağ olmasının nakden ödemeyi şüpheli kılması, hisselerin özvarlık değerinin çok altında satılmış olması, davalının (Sanığın) ortaklık sıfatının şirket tarafından da onaylanması için herhangi bir girişimde bulunmaması ve şahıslar arasında yapıldığı ileri sürülen devir sözleşmesinde şirket kaşesinin bulunması olgularının, sözkonusu devir sözleşmesinin beyaza imza üzerine imza sahibinin rızası hilafına olduğunun belirtilmesi, karşısında sanığın açığa atılmış imzaları katılanın rızası hilafına doldurarak kullandığı ve üzerine atılı açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu işlediği anlaşıldığı halde, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.