YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14972
KARAR NO : 2012/39787
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanıkların katılana ait kirazları peşin satın alma konusunda anlaştıkları ve katılanın aracıyla kantara girerek kirazları tartırdıkları, sonrasında katılanın 22 kasa kirazı sanıkların söylediği yere indirdiği, sanıkların parayı verecekleri belirtip katılana meydanda beklemesini söyledikleri, sanıklardan …’ın kasa bulmak bahanesi ile ayrıldığı, diğer sanık …’un katılan ile kahvede oturduğu sırada parayı daha sonra ödemeyi teklif ettiği, katılanın peşin para istemesi üzerine, sanık …’un paranı getireyim diyerek katılanın yanından ayrıldığı, şüphelenen katılanın tanık …’yi de yanına alarak kirazları indirdikleri yere gittiği, sanık …’a neden kaçtıklarını sorduğu sırada diğer sanık …’ın araca yüklediği kirazlar ile birlikte olay yerinden ayrıldığı, sanık …’un paranızı vereyim diyerek katılanın aracına bindiği, yolda giderken parayı daha sonra ödemeyi teklif ettiği,ancak katılanın kabul etmemesi sonrasında malı diğer sanık …’ın aldığını söyleyip kendisinin mal aldığını inkar etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 20 gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; TCK.nun 157.maddesi uyarınca kurulan hükümde yer olan 20 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ile aynı yasanın 50.maddesine göre sonuç adli para cezasının 100 TL’ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/06/2012 tarihinde oy birliği ile kabul edildi.