Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14942 E. 2012/40182 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14942
KARAR NO : 2012/40182
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuğun yaptığı son görüşme tarihlerinin, dosya içerisindeki iletişim tespiti kayıtlarından anlaşılması karşısında, bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
1-Suça sürüklenen çocuğun, şikayetçinin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı şirketin … bürosunda muhasebe yardımcısı olarak çalıştığı ve şirket işlerinde kullanılması için kendisine tahsis edilen … ve … numaralı telefonları şirket işleri dışında kullanıp, özel görüşmeler yaparak 8.500 TL fatura gelmesine neden olması nedeniyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, işyerine ait telefonun özel görüşmelerinde kullanması, bu şekilde işyerini zarara uğratması eyleminin hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiğinden yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre,
2-Nüfus kaydına göre suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan çocuğun 5237 sayılı TCK.nun 31/3.maddesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılmayarak fazla ceza tayini,
3-5237 Sayılı Kanunun 50/3.maddesi gereğince, fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1.fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4-Suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun lehine olan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5560 sayılı kanunla değişiklikten önceki 24.maddesi gereğince, atılı suçun, uzlaşma kapsamında bulunduğu dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 253/4.maddesi gereğince uzlaşmanın uygulanmaması
5-Suça sürüklenen çocuğun şikayetçinin zararının giderdiğini iddia etmesi karşısında, bu husus araştırılarak suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
6-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 23.01.2008 gün ve 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik, 5271 sayılı CMK.nun 231. ve TCK.nun 7/2.maddeleri uyarınca, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.