Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66201 E. 2013/9805 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66201
KARAR NO : 2013/9805
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, döviz bürosundan ihtiyacı nedeniyle 500 dolar para alan şikayetçinin yanına yaklaşarak kendisini şikayetçinin arkadaşı ve banka müdürü olan … isimli arkadaşının yeğeni olduğunu, …’ın annesinin vefat ettiğini ve yüklü miktarda miras bıraktığını, bu mirasın bir bölümünün fakirlere dağıtılacağını bildirerek, bu parayı dağıtması konusunda şikayetçiden ricada bulunduğu, ancak parayı verebilmesi için 500 dolar para vermesi gerektiğini söylediği, şikayetçinin inanarak parayı ve nüfus cüzdanını verdiği, sanığın almış olduğu parayla olay yerinden ayrıldığı ve bir daha geri gelmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş temel ceza tayin edilirken adli para cezasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/02/2013 tarih 2012/13-1438 E 2013/53 sayılı kararında açıklandığı üzere hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği ve sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilamlarının bulunması karşısında, tebliğnamedeki tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmediği ve onaylı suretleri getirtilmediğinden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın TCK’nın “53.maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi “alt soyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, “kendi üst soyu ve diğer kişiler” yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” sürmesine karar vermek gerektiği gözetilmeden, 53.maddenin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK.nun 53.maddesine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “5237 Sayılı TCK.nun 53.maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.