Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16251 E. 2012/41441 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16251
KARAR NO : 2012/41441
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; faillin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçiye ait işyerinde pazarlamacı olarak çalışan sanığın 2005 yılında kendisine pazarlaması için teslim edilen malları satarak bedelini ödemeyip kendi kişisel ihtiyaçları için kullandığı, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
1-Mahkemece dayanılan gerekçelere göre, temel hapis cezasının alt sınırı üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesinde sayılan cezasının bireyselleştirilmesi ölçüler esas alınarak takdir hakkının kullanılarak alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, katılan şirketin ticari defterleri ve ilgili belgeleri ile muhasebe kayıtları getirtilmek suretiyle bilirkişi marifetiyle zarar miktarı kesin olarak tespit edilmeden hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının alt sınırdan çok uzaklaşılarak belirlenmesi,
2-Eylemin zincirleme biçimde gerçekleştiği kabul edildiği halde sanık hakkında TCK’nın 43/1.madesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-5237 sayılı Kanun’un 53.maddesinin 1.fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3.fıkrasına göre, koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle , 5230 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.