YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15904
KARAR NO : 2012/41593
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olay günü askeri üniformalı bir halde kendisini teğmen olarak tanıtıp taksicilik yapan mağdur … ile 70 TL’ye anlaştığı ve mobilya almak üzere diğer mağdur …’nin Gebze’de bulunan … yerine gittiği,mobilya alımı hususunda anlaşan sanığın Askeri Lojmanda oturduğunu söylediği ve mobilya yüklü kamyonu da alarak her iki mağdurla birlikte tekrar taksiye bindiği, sanığın üzerinde euro olduğunu söyleyerek mağdur …’tan bozmasını istediği ve 230 TL para aldığı, yine cep telefonunun şarjının bittiğini söyleyerek mağdur …’den de cep telefonunu aldığı, ardından “siz bekleyin geliyorum” diyerek taksiden indiği ve bir daha geri dönmediği anlaşılmakla, mağdurlara karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilamı bulunan sanık hakkında TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık mmüdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “360 gün”, “300 gün” ve “6.000 TL” (300 gün X 20 TL = 6.000 TL) adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve (4 gün X 20 TL = 80 TL) “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi